Kizuki'nin ölümünden bir sey öğrenmiştim ve bunu hayatımın bir parçası, bir felsefe haline getirmiştim: "Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır."
Hayatımızı yaşayarak, ölümü besliyoruz. Doğru olmasına karşın, bu öğrenmemiz gereken gerçeklerden sadece biriydi.
Naoko'nun ölümünden öğrendiğim ise şuydu: Hiçbir gerçek, bir sevdiğimizi kaybettigimiz zaman yaşadığımız kederi gideremez. Hiçbir gerçek, hiçbir samimiyet, hiçbir güc, hiçbir nezaket bu acıyı: geçiremiyor. Tek yapabileceğimiz şey, üzüntüyü sonuna dek yaşamak ve sonunda bundan bir şey öğrenmek.