Onda zamanından önce öleceğine dair en ufak bir işaret bile yoktu ki, huzursuzluk ve üzüntüden doğuştan azattı, ölümle veya onunla ilintili tek bir öğe bile yoktu ki onda. Ani ölümü belki de tam da bu yüzdendi. Safkan hayvanların yaşamlarının kırılganlığı gibi, Tsurukava'nın yaşamı saf içerikten oluştuğundan onun ölümünü önleyecek bir yol da yoktu. Durum böyle olunca da bana lanetlenmişçesine uzun bir yaşam vaat edilmişti.
Onu kaybedince de anlamıştım ki benimle parlak gün ışığının olduğu dünyayı bağlayan tek ip, onun ölümüyle kopmuştu. Ben, kaybolan gün ışığı, kaybolan parlaklık ve kaybolan yaz için ağlıyordum.
Zaten her şeyden önce, insanın varoluşuyla ilgili hissettiği huzursuzluk yaşamını doyasıya yaşamadığı düşüncesinden doğan şımarıkça bir tatminsizlikten ileri gelmiyor mu?
Bedensel kusuru bulunan erkekler güzel kadınlarla aynı gözüpek güzelliğe sahiptirler. Sakat erkek de güzel kadın da, kendilerine bakılmasından yorulmuş, bakılan varlık olmaktan bıkmıştır; çevreleri kuşatılmıştır sanki, bu durumda da varlığın kendisi o bakışlara cevap verir. Onlara gerçekten bakan kazanır zaferi.