Kapalı perdelerin rengi kararmaya başlamıştı, akşam olmak üzereydi. Bundan sonra kaç
defa daha bu şekilde akşam maviliğini seyredebileceğim diye düşündüm bir an. Bir başına yaşayıp ölüp gitmek böyle bir şey miydi?
Nerede olursam olayım, neye bakarsam bakayım, ben hep aynı
yerde mi olacaktım?
Keyifli ve zarif bir biçimde kaybetmenin, bugünü dün kaybettiklerine sızlanmakla ya da yarının muhtemel kayıplarından korkmakla mahvetmemenin, anda yaşamanın, sessiz ve uysal, çayır zambakları ve havada bir kuş gibi olmanın, zor zamanlar için kendini ısıtabileceği mutlu anlar toplamanın alıştırmalarını yapmıştı ve zor zamanların yaklaştığını da hissediyordu.
Sevgili Günlük,
Son günlerde herhangi bir şeye bakarken başım ağrıyor. Başım hep zonkluyor. Gözlerimden içeri bir sürü şey giriyor. Gözlerimden içeri giren şeyler acaba nereden dışarı çıkıyor? Nasıl çıkıyor, sözcüklerle mi, gözyaşlarıyla mı? İyi de ya hiç konuşamazsam, hiç ağlayamazsam, gözlerimde birikenleri dışarı çıkaramazsam? Gözlerle bağlı yer şişip dolunca, soluk alıp vermek bile güçleşince, sonra daha da şişince, gözlerim de kesinlikle bir daha açılamayacaktır herhalde.