İlknur

İlknur
@withilknur
"Ben de bir insanım, hiçbir fevkalâdeliğim yok. Bir kadere bağlıyım, birtakım zaaflarla doluyum, belki herkesten daha zayıf..."
Puan vermedi·253 syf.··
2024 13. kitabı
Üzülerek söylüyorum ancak kitaba dair beğendiğim tek şey bu kadar basit ama bir o kadar vurucu olan kapak tasarımının güzelliği. Onun haricinde ne yazık ki bütünüyle bir hayal kırıklığı oldu. Gereksiz derecede fazla kullanıldığı için göze batan argo dil kullanımı, devrik ve hatta yüklemi eksik, okurken ne dendiğini bile anlamadığım için defalarca baştan okuduğum cümlelerin çokluğu, iyi kurgulanmış bir olay örgüsü okuyor muşum gibi değil de, birinin onlarca yıl önce başına gelmiş bir olayı hatırladığı kadarıyla, çat pat, yer yer eksik bir şekilde anlattığı karmakarışık olayları dinler gibi hissettim. Çeviri kalitesinden memnun kalmayışımı da eklemek isterim. Yazarın ilk okuduğum 'Yaşamak' isimli romanının yanından bile geçemez.
Kanını Satan AdamYu Hua · Jaguar Kitap · 20184,402 okunma
Reklam
Aşka Susamış
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
!!! SPOİLER İÇEREN BİR İNCELEMEDİR !!! . . . . . . . . . Kitabı ilk bitirdiğim an, Mishima'nın bu eserde neden böyle bir son seçtiğini anlamakta çok zorluk çektim. Bütün gün bunun hakkında düşünüp durdum. Nihayet gün bitip uyumak için gözlerimi kapamak üzere olduğumda bir anda her şey hiç olmadığı kadar berrak bir şekilde görünür oldu zihnimde. Bu kitabın ismi neydi? Aşka Susamış. Ana karakterimiz olan Etsuko kim? Hayatı boyunca sevilen, arzulanan olmayı beklemiş ancak hep bunun eksikliği ile yaşamış, sevgisiz bir evliliğe hapsolmuş, eşi ölünce dönecek hiçbir yeri olmadığı için eşinin ailesinin yanına sığınmış ve orada da kayınpederinin nahoş ilgisine maruz kalıp bir nevi onun metresi olarak o çatı altında hayatta kalmaya çalışan bir kadın. Gün geliyor bu kadın evin hizmetçilerinden biri olan kendisinden oldukça küçük genç Saburo'ya aşık oluyor. Bu süreci uzun uzadıya anlatmayacağım ama birtakım olaylar yaşanıyor ve nihayet hikaye sona ermek üzereyken her şeyi Saburo'ya itiraf etme girişiminde bulunan Etsuko, bu itiraf sonucunda Saburo dan bir karşılık alıyor. Ancak bu cevap bir sevgi belirtisi, aşkına gerçek bir karşılık olmuyor. Bir dilenciye sadaka verildiği esnada görülen acıma duygusunu görüyor Saburo'nun gözlerinde. Etsuko her şeyi kaldırabilirdi. Saburo'nun kendisine karşı hiçbir şey hissetmediğini söylemesini, sevdiği başka birisi olduğunu söylemesini, hatta belki onun sevgisini hor görmesini bile... Ama bunu asla kabullenemez, sindiremezdi. Para için değil aşk için yalvaran bir dilenci gibi hissetmişti kendini. Saburo, kendisine acıdığı için ona yanaşmıştı. Bunun üzerine şoka uğrayan Etsuko, Saburo'nun o anki ilgisine karşılık vermedi. Çığlık çığlığa bağırıp yardım istedi gecenin karanlığında. Halbuki nicedir istediği şey gerçekleşiyordu. Saburo'nun kollarında
Aşka SusamışYukio Mişima · Can Yayınları · 2019926 okunma
Artık "O" Soru'ya Bir Cevabım Var
Puan vermedi·517 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2022 20:41
24 yıllık hayatım boyunca "en sevdiğin kitap ne?" sorusuna gönül rahatlığıyla "işte şu" diye cevap veremedim. Her şeyden önce kendi içimde bu sorunun cevabını bulamamıştım. Benim için kitaplar, üzerimde etki bırakanlar ve bırakmayanlar olarak ayrılırdı -ki hala öyle- ama en azından şimdi "en sevdiğin kitap ne?" sorusuna kendimden emin bir şekilde verebileceğim bir cevabım var: Martin Eden. Jack London'ın okuduğum ilk eseri. Eğitimsiz, genç bir denizcinin, Martin Eden'in aşık olması ve hem aşkı uğruna hem de aşık olduğu kızın içinde yaşadığı, kendi doğduğu, büyüdüğü hayattan çok farklı, çok daha üst bir dünya ile, burjuva dünyası ile tanışması, bu dünyayı kendisi için bir ideal olarak belirlemesi, bu dünyada yer alma arzusu ve beraberinde insan bedeninin ve zihninin sınırlarını zorlayan üç yıllık çok sıkı bir çalışma ile rafine bir yazara, aslında bambaşka bir insana dönüşme hikayesi... Bu yolculukta Martin'in gücüne hayran kaldım. Tabi yeri geldi güçsüzlüklerini de gördüm. Başına gelenlere üzüldüm, salaklıklarına güldüm, tutkuyla yaşadığı aşkına gıpta ettim. Ve nihayetinde bütün çabasını ve hayatını adadığı noktaya vardığında, hep olmak istediği o burjuva sınıfının içine girdiğinde onların içyüzünü farkedip uyum sağlayamayınca yürüdüğü son ile kahroldum. Martin Eden, içinden birçok ders çıkardığım ve yaşadıkça da, hayatta gördüklerimi onunla bağdaştırıp yeni dersler çıkartmaya devam edeceğim bir başucu kitabı olacak. Ah! Yüreğimin sızladığını hissedebiliyorum. Martin için nasıl üzülmeyebilirim ki? O adeta bendim.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2022 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2022 00:28
Japon edebiyatının büyük kalemlerinden Haruki Murakami'nin ilk eseri. Yazarın ilk okuduğum kitabı olan ve bir başyapıt olan Kumandan'ı Öldürmek den sonra ilk yazdığı kitabı okumanın edebi anlamda ne denli ilerleme kaydettiğine tanık olmam açısından çok büyük etkisi oldu. Hem Japon kültürüne hem de diline aşina olmam sebebiyle ve şu ana dek Japon edebiyatından okumuş olduğum onlarca eserin de katkısıyla biliyorum ki Japon dilinin ve dolayısıyla bu dilde yazılan edebi eserlerin kendine has bir yoğunluğu, ağırlığı vardır. Ancak ne zaman Murakami den bir eser okusam hikayenin pürüzsüzce ilerleyişi ve klasik Japon edebi dilinin yoğunluğundan hayli uzakta olması beni şaşırtıyor ve nasıl böyle yazabildiğine dair merakta bırakıyordu. Bu kitabın sonunda bu merakım dinmiş oldu. Yazar, kitabın sonuna kendi yazma sürecine dair bir anekdot eklemiş. Kendisi, kitaplarını yazarken Japonca'nın edebi yoğunluğundan kaçmak için önce İngilizce yazıp sonra Japoncaya çeviriyormuş. Oldukça şaşırtan ve bir o kadar da hayran bırakan bir detay.
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20207,4bin okunma
Dorian Gray'in Portresi
Puan vermedi·275 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2022 00:00
Oldukça uzun zamandır okuma listemde olan ancak erteleye erteleye bugüne dek okumadığım ve buna pişman olduğum bir başyapıt. Oscar Wilde'in yayımlanmış tek romanı. Kendisi yerine tuvaldeki portresinin yaşlanmasını dileyen ve beraberinde gerçekleşen olaylarla yoldan çıkıp yozlaşan, haz ve güzellik tutkunu yakışıklı bir adamı, Dorian Gray'in hayatını konu alıyor. İnsanoğlunun kibrine, arzularına oldukça cesur bir dille ışık tutan ve anlatımındaki bu çekingen olmaktan uzak tavrıyla yayımlandığı dönemde, asıl okur kitlesini oluşturan Londra'nın o şatafat içerisinde yaşayan asilzadelerinden de yeteri kadar ilgi alamamak bir yana tepki dahi görmüş bir eser. Ama takdir edersiniz ki insanlar tepki gösterdikleri şeylere çekilen bir varlık. Dolayısıyla başlarda tepki alsa dahi zamanla Victoria dönemi insanlarının edebiyata ve içinde yaşadıkları dünyaya bakışını; onları algılayış ve anlama biçimlerini değiştiren mutlaka herkesin okumasını nacizane tavsiye ettiğim bir felsefi roman. Oscar Wilde'ın da dediği gibi: "Herkes Dorian Gray'de kendi günahını görecek."
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201999bin okunma
Reklam