Şimdi anlıyorum ki, her şey tam olarak tımarhanede olduğu gibi. Fakat o zamanlar bunu belirsiz bir şekilde seziyordum ve bütün deliler gibi gibi, ben de benden başka herkesi deli sayıyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim en temel arzumuz, emelimiz, mümkün olduğu kadar çok para ve ün kazanmaktı. Bu amaca ulaşmak için bildiğimiz tek şey kitap yazmak, gazete çıkarmaktı. Bunu da yapıyorduk işte; fakat hem böyle değersiz bir işi yapıp, hem de son derece önemli kişiler olduğumuza kendimizi inandırabilmek için bu faaliyetlerimizi savunabilecek bir dogmaya ihtiyacımız vardı. Bu problemi de şu şekilde çözdük: Var olan her şey devamlı olarak gelişir; fakat bütün bunlar eğitim aracılığıyla olur. Eğitim ise kitapların, gazetelerin dağılımıyla orantılıdır.
O zamanlar hepimiz şuna inanıyorduk: Elden geldiğince çok yazmamız, elden geldiğince çok konuşmamız, elden geldiğince çok yayımlamamız gerekirdi ve bütün bunlar insanlığın kurtuluşu için gerekliydi. Bizlerden binlercesi, birbirlerine ters düştükleri ve birbirlerine hakaret ettikleri halde, yine de yayım yapıyor, yazıyor ve başkalarını aydınlatıyordu. Hiçbir şey bilemediğimize, hayata dair en önemli soruyu, iyi ya da kötü yanıtlandıramadığımıza aldırmayıp, birimiz diğerini dinlemeksizin hep bir ağızdan konuşup duruyorduk.
Bu insanların, yani benim yazar arkadaşlarımın, hayat felsefelerinin özü şuydu: Hayat, genel olarak ilerleme yoluyla gelişmektedir. Bu gelişmede en büyük pay fikir adamlarına aittir ve fikir işinin erleri arasında en büyük etkiyi yaratanlar da, sanatçılar ve şairlerdir.
Ne dersiniz? Pazara değin bir mektup gelir mi sizden? Olmayacak şey değil! Çılgınlık bu mektup istekleri. Tek mektup yetmiyor mu? Tek bir bilgi? Yeter elbette, gene de kana kana içmek istiyor insan bunları, durmadan kana kana içmek...