"Reddedilme... Her gün, her hafta aynı şey. Kapıları yüzüne kapanıyordu. Ama bu onu yıldırmıyordu. Aksine, reddedilen her metin, bir sonraki yazacağı metni daha da güçlendiriyordu."
"Olan oldu, Ruth'u aşmıştı. Artık onun dünyası küçük ve sınırlı görünüyordu. Martin'in zihni çok daha geniş bir evrene yayılmıştı. Aşk, öğrenmenin gölgesinde kalmıştı."
"O kadar çok okumuştu ki, artık her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu görmeye başlamıştı. Kitaplar, onu sınırlı bir dünyadan kurtarmış, evrenin ve hayatın sonsuz karmaşıklığına açılan bir pencere olmuştu."
"Ne zaman ki o çevreden birisiyle felsefe ya da politika hakkında konuşmaya kalksa, Martin'ın fikirleri 'vahşi', 'radikal' ve 'tehlikeli' bulunuyordu. Onların kibarlığı ve konformizmi, Martin'in özgür ve sorgulayıcı zihnini sıkıyordu."
"Hayır, artık ne kitaplar, ne sanat, ne de insanlar ilgisini çekiyordu. Her şey tükenmişti. O büyük arayış, o yoğun çaba, onu buraya getirmişti: Hiçliğin ve boşluğun kıyısına."