"İnsan denilen yaratık, bir hayaletten, bir düşten başka bir şey değildi. Hayat, hiçbir şeyin bir önemi olmadığı bir oyundu. Tek gerçek, omuzlarındaki dayanılmaz ağırlıktı; hiçlik, boşluk."
"Başarısı bir komediydi, ona göre acı bir şakaydı. Yıllarca süren çetin çalışmasının ardından onu reddeden dünya, şimdi ona tapıyordu. Önemli olan yazıları değil, paraydı. Toplumun değer yargılarının ne kadar yüzeysel olduğunu anlıyordu."
"Bütün arzular, hedefler, tatlı meyveler gibiydi; olgunlaşmak için zaman istiyorlardı. Ama Martin, hedeflerine ulaşmadan önce o kadar çok acı çekmişti ki, meyveler dalından düşüp çürümeye yüz tutmuştu."
"Bu, yaşamın ona şimdiye dek gösterdiği bütün kadınların karşısında sahip olduğu bir duruştu. İlk kez böyle bir konumda bulunuyordu ve rahatsızdı; bu his, giydiği yeni kıyafetlerinin onu sıktığı hissine benziyordu." (Martin'in Ruth'un evindeki ilk anları)