“Ah! İnsan hep itaka’nın sakin sularını, güneşin ısıttığı yemyeşil sahilleri ve güven veren, coşku dolu o sükûneti arar. Arada sırada fırtına geçici olarak dindiğinde geminin bir adaya ulaştığı olur ama nedense içindeki huzursuzluk insanı hep yeni arayışlara iter, yeniden “ben” gemisine binip “İtaka” ümidiyle enginlere açılır.”
“Belki de zamanın başlangıcından beri insanın temel dramı, kendisine yetmediğini sandığı bir dünyanın içine yerleştirilmiş olması ve kabına sığamamasıdır.”
“Tüm dinlerin, insan varoluşu konusunda buluştukları ortak nokta, insanın temel bir “huzursuzluğunun” olduğu ve yüksek değerlerle temas kurarak bu huzursuzluğunu aşmaya çalıştığıdır.”