Kuşkusuz söylemişlerdir, en zayıf halkası kadar zayıf olan bir zincirsiniz siz diye
Ama bu olsa olsa gerçeğin yarısıdır çünkü bilin ki en güçlü halkanız kadar güçlüsünüz de siz.
Nedir ki ölmek, rüzgarın önüne çırılçıplak dikilmekten ve güneşin altında erimekten başka?
Yükselip yayılmak ve özgürce aramak için Tanrı'yı, vesveseli gelgitlerinden kurtulması, değil midir soluğun durması?
Ölümün sırrını bilmek istersiniz demek.
Ama hayatın yüreğinde aramazsanız, bulabilir misiniz onu?
Gündüzlere kör bakan, geceye mecbur olan baykuş, nasıl çözer ki ışığın esrarını?
İstiyorsanız gerçekten görmek ölümün ne olduğunu, dört açın gönül gözünüzü hayatın bedenine.
Çünkü hayat ve ölüm tek ve birdir, nehirle denizin bir ve tek olduğu gibi.
Çabanız kendinizden vermek olduğunda, 'iyi'sinizdir.
Ama çıkar peşinde olmanız, kötü olduğunuz anlamına gelmez.
Çünkü bir çıkar için uğraştığınızda, olsa olsa sıkı sıkı sarıldığı toprağın memelerini emen bir bitki köküsünüzdür.
Kuşkusuz meyve kendi köküne dönüp de "Benim gibi olgun ve dolgun ol ve saçmaktan yılma bereketini" diyemez.
Çünkü nasıl ki vermek meyve için bir ihtiyaçsa, almak da kök için ihtiyaçtır.