Bana okudum değil, “yaşadım” dedirten çok kıymetli o kitap..
Hakikaten yaşamın ucuna yolculuk, uçlarda olmayan veya hissetmeyen kimsenin gerçek anlamda anlayıp etkisinde kalacağını düşünmüyorum. Çevirdiğim her sayfada beni elimden yakalayan çok şey okudum, zaman zaman kitabı kapatıp duvarlara bakarken buldum kendimi.
Kitaplar için inceleme yazarken okurların kendi hislerini de katması gerektiğini düşünen bir okur olarak yazıyorum: Bu kitap sadece kitap olarak kalmayıp elle tutulur bir şeye dönüşebilseydi keşke, yanımdan hiç ayırmak istemeyeceğim ve sahip olduğum en değerli şey olurdu..
Bu ülkede çocuklara yer yok. Başka ülkelerde varmış, her tarafı yeşil ülkelerde. Biz, büyük bir sabırsızlıkla çocukların büyümelerini bekliyoruz. Onların kafalarına vuruyoruz, adam olmaları için. Kafalarını tıraş ediyoruz çabuk büyüsünler diye. Benim içimdeki çocuk büyümedi(…)
Yıllardır taşıyorum içimdeki çocuğu; yaşamadığı için büyümedi hiç.