Şu üç cümleyi asla unutmayacağım: Dediğim gibi istediğim gibi. Dediğin gibi istediğin gibi. Dediğimiz gibi istediğimiz gibi. Sanırım Dibs dünya genelinde hepimizin istediği şeyi istiyordu: Değerli bir insan olduğunu hissetmek için fırsat. Onurlu bir insan olarak istenmek, saygı görmek, kabul edilmek.
Bence psikoterapinin terapötik değeri, çocuğun kendisini yeterli ve sorumlu bir kişi olarak hissettiği bir ilişki içinde, ona iki temel gerçeğin öğretilebilmesinde saklıdır. Bu iki temel gerçek; başkalarının bir insanın iç dünyası insanın kendisi kadar bilemeyeceği ve sorumluluk duygusuyla birlikte yaşanan özgürlüğün ancak insanın kendi içinde büyüyüp gelişeceğidir. Çocuk başka kişilere, onların haklarına ve farklılıklara saygı duymayı öğrenmeden önce, ilk olarak özsaygıyı ve kendisini anladıkça gelişen haysiyet duygusunu öğrenmelidir.
Başarılı bir terapötik yaşantının değeri, bana göre, bireyin seansa getirdikleri ve götürdükleri arasında kurulan dengeye bağlıdır. Terapi eğer bireyin günlük yaşamında baskın ve kontrol edici bir hale gelirse, o zaman yapılan işin yararından şüphe duyarım.