Ona, “Kalbinde acıma duygusu olmayan birinden daha kötü insan var mıdır?” diye sorulduğunda, “Vardır” demişti. “Başkasının kendisine acımasını silah olarak kullanan insan.”
Kelimeler zihninde keskin biçimde beliriyor, sonra şaşkınlıkla duralıyordu, ruhla beden arası. Önce görüş, sonra onu ifade edecek fiziksel biçim. Önce düşünce, sonra dümdüz çizgi üzerinde, seçilen amaca doğru amaçlı bir hareket. Biri olmadan diğeri anlam kazanabilir miydi?