Düşleri işte bu yüzden sevmez. Düşler, aynı yaşamın farklı dönemleri arasında kabul edilemez bir eşitliği dayatır insana, insanın hiç yaşamadığı şeyler arasında eş düzeyli bir eşzamanlılığı dayatır; ayrıcalıklı durumunu yok sayarak şimdiki zamanının varlığını yadsır.
“Sudan çıkışlarını izledim,parıldayarak,tenleri pürüzsüz ve genç, yenilmemiş. Beni arzulamalarını arzuladım. Asla acıyarak değil ama. Yine de pürüzsüz ciltlerine ve beyinlerine rağmen eksik bir yanları vardı çünkü henüz sınanmamışlardı. Yaşamlarında nihayet felaketle karşılaştıklarında çok geç olacak veya çok sert gelecekti. Ben hazırdım. Belki.”