Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Tipi ve fırtına barakanın içinde de hissediliyordu. Babasını bu kulübede bırakmak aslında hiç içine sinmiyordu. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yıllarda emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Arabaya bindiler. Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen öyle istiyor diyemiyordu. Can,"Baba sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?"diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte dediler gibi geri çevirdi arabayı.
Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapisane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkûmlara verilmesi yasaktı. Bu nedenle kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı. Çok üzülmüştü küçük kız. Babasına söyledi bunu, o da "Üzülme kızım ,yine çizersin;bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olurmu."dedi. Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Babası keyifle resme baktı ve sordu:"Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindekiler ne? portakal mı?"
Küçük kız babasına eğilerek sessizce,"Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri! dedi.
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "Eveet," der. "Ben bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım. Şöyleki; pinpon topları hayatınızda önem verdiğiniz şeyleri temsil ediyor: aileniz,çocuklarınız,sağlığınız ve sizin için önemli olan diğer şeyleri. Diğer şeyleri kaybetseniz de bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. "O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,eviniz,arabanız vs. Kim ise diğer ufak tefek şeylerdir. Şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." "Çakıl taşları ve özellikle tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır."
"Neden yavrum hacerin yanına oturmak istiyorsun?"
Hande cevap verdi:
"Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin. Oysa her bitki güneşi sever menekşeler farklı... Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum"dedi