Rönesans sonrası Avrupa'sında hakim olan sekülerizmin yol açtığı sonuçları şöyle sıralamak mümkündür: Tanrı merkezli yerine insan merkezli bir hakikat anlayışı benimsenerek her şeyin ölçüsünün insan olması sağlandı. Aşkın hakikat bilinci yok edilerek Tanrı-İnsan-Evren arasındaki bağ koparıldı ve insan sonsuz evren içinde yalnızlığa mahkum edildi. Diğer bir deyişle özgürlük bahanesiyle dinden uzaklaştırılan insan, kendi acıları içinde derin bir yalnızlıkla baş başa bırakıldı.
Sekülerleşme kavramını sosyoloji literatürüne kazandıran Max Weber, dindeki akılcılığı, gözün açılması ve gizemden ayrılma olarak anlar. O bu 'rasyonelleşme-gözünü açma' sürecine sekülerleşme der. Weber'e göre dünyalık sorunların çözüme kavuşturulması için artık din adamların değil, sosyal ve fen bilimi insanlarına başvurulacaktır.
Sekülerizm dünya hayatının dini otoriteden arınması, manevi değerlerin dünya hayatında gerçekliğinde yitirmesi, toplumsal hayatın kutsaldan arındırılması ve dinin bireysel vicdan meselesi yapılmasıdır.