"Seni unutmak ha? Aklımın karatahtasından
Silerim de bütün boş anıları,
Bütün kitaplarda yazılan, çizilenleri,
Gençliğimden, öğrenciliğimden kalanları,
Yalnız senin buyruğun kalır."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gerçekten kitabı yorumlamaya nereden başlasam bilemiyorum. Aslında büyük beklentiler ile aldığım bir kitaptı fakat resmen hayal kırıklığına uğradım. Vakit kaybıydı. Bir an önce bitsin diye düşündüm ve o yüzden okumam bir günümü aldı. Keşke bu kitabı okumak yerine dümdüz duvara baksaydım. Kitabın övebileceğim bir kısmı yok. Sanki yakın arkadaşınızla muhabbet ediyormuşsunuz tadında yazılmış fakat yakın arkadaşınız ağır bir ergenlik geçiriyor ve ucube gibi davranıyor. Saçmaydı...
Kitap ilk başlarda gerçekten klişe bir ergen kitabıymış gibi başlıyor ve uzun bir süre size o izlenimi veriyor aslında. Sonrasında ise birden çok daha derinlere iniyorsunuz. Kitabın kapağından itibaren her şeyin bir illüzyon olduğunu anlıyorsunuz. Pespembe bir dünya gibi gösterilmeye çalışan kitap, size alt metinlerini sunduğu zaman şok oluyorsunuz. Okurken keyifli vakit geçirdim fakat beğenmediğim, eleştirilecek kısımları da yok değildi.
(!) Buradan sonrası spoiler içerir (!)
*
*
*
*
*
*
*
*
*
Öncelikle eleştirmek istediğim kısım sonu açıkcası. Ablasının intihar etmesini çok saçma buldum. İlk aşkıyla olan kısımda beni rahatsız etti. Çok daha etkileyici bir son bekliyordum. Hatta Ezel ile değil Uğur ile olmasını bekliyordum. Çünkü kitabın olayı son dakikaya kadar ters köşe yapmaktı. Ezel'in Barcelona'ya gidip Buse'yi bulması çok ütopikti. Genel olarak güzel, ince ince bakıldığında ise keşke burası böyle olmasaydı dediğim kısımları olan hoş bir kitaptı. Bu arada yazarın dili o kadar akıcı o kadar tatlıydı ki, bu eleştirdiğim kısımların hepsini görmezden gelebilirim. Seriye devam edeceğim