Her şeyden önce, bu yapı içinde yurttaş kendini azim ve güçle silahlandırmalıdır ve erdemli bir Palatin'in, Polonya büyük kurultayında söylemeyi âdet edindiği şu sözleri, her gün, kalbinin derinliklerinden tekrarlamalıdır: 𝑀𝑎𝑙𝑜 𝑝𝑒𝑟𝑖𝑐𝑢𝑙𝑜𝑠𝑎𝑚 𝑙𝑖𝑏𝑒𝑟𝑡𝑎𝑡𝑒𝑚 𝑞𝑢𝑒𝑚 𝑞𝑢𝑖𝑒𝑡𝑢𝑚 𝑠𝑒𝑟𝑣𝑖𝑡𝑖𝑢𝑚.*
Bir tanrılan halkı olsaydı, kendini demokrasiyle yönetirdi. Böyle mükemmel bir hükümet insanlar için uygun değildir.
*(Lat.) Tehlikeler içinde yaşanan özgürlüğü rahat içinde yaşanan köleliğe değişmem.
Yasaları yapanın onları yürütmesi iyi değildir; halk kitlesinin dikkatini kamu işlerinden özel işlere yöneltmesi de öyle. Özel çıkarların kamusal işleri etkilemesinden daha tehlikeli bir şey yoktur ve özel çıkarların devreye girmesinin kaçınılmaz bir sonucu olarak yasa koyucunun yozlaşması, yasaların hükümet tarafından suistimal edilmesinden dahi daha berbat bir durumdur. Devletin böylece özü bozulunca tüm reformlar imkansız bir hal alır. Hükümeti asla suistimal etmeyecek bir halk, bağımsızlığını da suistimal etmeyecektir; kendini her zaman iyi yöneten bir halkın yönetilmeye hiçbir zaman ihtiyacı olmayacaktır.
Bir tek adam dünyanın yarısını köleleştirmiş dahi olsa, halen sadece tek bir bireydir; çıkarları, diğerlerinin çıkarlarından ayrıdır ve bunlar halen kişisel çıkarlardır. Bu adam can verdiğinde, geride bıraktığı imparatorluk, tıpkı bir meşenin ateşe verildikten sonra yanıp kül olması gibi dağılıp gidecektir.
İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur. Falan kişi kendini başkalarının efendisi sanır; ama bu onlardan daha çok köle olmasına engel değildir.