Uyuşmuş hâldeyim, diye düşündü. Yüzümdeki uyuşukluk ne zaman başladı? Vücudumdaki? Karanlıkta o hap şişesini, gömülü mayın misali tekmelediğim gece.
Uyuşukluk geçecek, diye düşündü. Zaman alacak ama başaracağım veya Faber benim yerime yapacak. Bir yerlerde birileri bana eski yüzümü, eski ellerimi eskiden oldukları hâliyle geri verecek. Gülümsemem bile, eski bitkin gülümsemem bile gitti. Onsuz kaybolmuş hâldeydim.
Faber elini paltosunun sol cebine bastırarak bu sözleri usulca söylemişti ve Montag elini uzatırsa adamın paltosundan bir şiir kitabı çıkarabileceğini biliyordu. Ama elini uzatmamıştı. Elleri dizlerinde, uyuşmuş ve işe yaramaz hâlde kalmıştı. “Ben bir şeylerden bahsetmem, efendim,” demişti Faber. “Ben bir şeylerin anlamından bahsederim. Burada oturuyorum ve canlı olduğumu biliyorum.”
“Bir arkadaşlığın tam olarak hangi anda kurulduğunu bilemeyiz. Nasıl bir kap damla damla dolarken, son bir damla kabı taşırıyorsa; aynı şekilde, bir dizi iyilik arasından en az biri kalbi doldurup taşırır.”
#JamesBoswell