Epiktetos, olup bitenlerin anlamlandırılmasının insanın iktidarında olduğunu biliyordu, insan berbat bir şeyi onla yaşanabilir kılacak şekilde yorumlayabilirdi, çünkü başımıza gelen değil de onun hakkındaki kanaatimizdi canımızı sıkan. Ama her şeyi istediğiniz gibi anlamlandırmazsınız. Bardakların her zaman yarısı dolu veya yarısı boş olmaz, bazen de tamamen boş olurlar. Ancak bunu vakitlice fark ederseniz onu doldurabilirsiniz. Krizler şanstır.
Mutluluk üzerine çok fazla konusmak, hiçbir zayiatı,hiç gölgeli yani olmayan başarılı bir hayatın, başarılı bir ilişkinin mümkün olabileceği illüzyonunu besler. Bunun sonucu,bir başarısızlık halinde iki kat,üç kat mutsuz olmaktır. O gölgeli yanlarla kavga ederken,onlarla daha iyi başa çıkmak için kendisine lazım olan kuvveti kaybeder,bunu izleyen takatsizlik daha da büyütür mutsuzluğu.
Sadece hayatta kalmak ve ödevlerin ifadesi değil de mutluluk olabiliyorsa insanın meselesi,bu büyük bir kazanımdır. Peki ama ya mutluluğun kendisi ödev haline geldiyse?