Seni dünyanın başına geçirseydim, sen de insanların dikkat becerisini mahvetmek istiyor olsaydın ne yapardın, diye sordum Joel'a. Bir an düşündükten sonra, "Bizim toplumun şu an yaptığını yapardım herhalde," dedi.
Böyle yaşanmaz!" dedim. "Ânı yaşamayı bilmiyorsun! Hayatını kaçırıyorsun! Bir şeyler kaçırmaktan korktuğun için o ekrana bakıp duruyorsun! Asıl böyle yaparak kaçırıyorsun! Bir tanecik hayatını kaçırıyorsun! Gözünün önünde duran şeyleri, çocukluğundan beri görmek istediğin şeyleri göremiyorsun! Bu insanların hiçbiri göremiyor! Hallerine baksana!"
G.A. Düşünüyorum da, başkaları için yapılan Özveri dediğimiz, insandaki o en yüce şeyi kaldırdık attık! Hiç olmamış gibi!
Y.A. Beni bunu söylemekle mi itham ediyorsun?
G.A. Kesinlikle ederim.
Y.A. Öyle birşey demedim.
G.A. Ne dediniz peki?
Y.A. Kimsenin kendini bilindik anlamıyla feda etmediğini, yani kimsenin sadece bir başkası için özveride bulunmadığını söyledim. İnsanlar başkaları için her gün fedakarlıkta bulunur; fakat önce kendileri için bunu yapar. Bu eylem önce insanın kendi gönlünü hoşnut etmelidir. Bundan yarar sağlayacak başkaları arkasından gelir.