“Okuma deneyimi çoğu zaman bir restorana giren çatık kaşlı, orta yaşlı, sevimsiz bir kişiyi görmeye benzer; birdenbire karşıda asılı duran bir aynaya baktığınızı, bu sevimsiz kişinin de sizden başkası olmadığını fark edersiniz. Aynalar her zaman insanın gururunu okşamaz; bizi gafil avlayabilir, dizginlerimizden çekip, görüntümüzü beklenmedik şekillerde, alışılmadık açılardan yansıtabilir. Edebiyat eserlerine, öz saygımızı destekledikleri için değil, tam da bizi-çoğu zaman affedicilikten uzak bir biçimde-kendi kusur ve kör noktalarımızla yüzleşmeye zorladıkları için kıymet verebiliriz.”
“Kişinin kendini bir özne olarak tanıması, kendi tabiiyetine rıza göstermesine karşılık gelir; benlik kendisinin özgür olduğuna inanır ama her yerde zincire vurulmuş durumdadır.”
“Edebiyat incelemeleri yirmi birinci yüzyıldan sağ çıkacaksa, ayrıcalıklı bir statüsü olduğu yönündeki gitgide mesnetsizleşen hak iddialarına sadık kalmak yerine, diğer iletişim araçlarıyla daha yakın bağlar kurarak kendi tutku ve yöntemlerini yenilemek zorundadır.”
“Dünya tarihindeki en büyük yıkımın, en ileri uygarlığın bedeli olduğunu öğrenmiştim.... Bilimdeki aşırılıklar vaktinden evvel dünyanın sonunun yaklaşmasına sebep oldu.”