“Düşünmeksizin dolaşır, hoş tesadüflerin bizi yönlendirmesine izin verir, sonunda böyle sallantılı bir yaşamın sonucuna tanrısal bir yöntemin adını vererek dindar olduğmuzu sanırız.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Zorluklarda keyfi bir şey aramaya, tesadüfleri bir tür mantığa bağlamaya, hatta bunu bir din gibi izlemeye çocukluklarından beri alışmış olanlara yazık doğrusu. Bu, biraz da kendi aklından vazgeçip eğilimlerine kayıtsız şartsız alan tanımak değil mi?”
Ruhum sancıdı... Kitap derin bir karamsarlık içerisinde, acı içinde yüzen daha doğrusu çırpınan insanlarla özellikle de Jude ve Sue karakterlerinin toplumsal süreçlerle savaşımını verirken öylesine canlı ki. Biçimsel açıdan kurgu öylesine sağlam ki, öyle akıcı ki, okurken hiç zorlanmadan Wessex’te hissettiriyor. Aynı zamanda bu canlılık can yakıcı bir acıyla yakıp kavuruyor. Hayal kırıklıkları, ne olursa olsun mutsuz olma hali (ki bu öylesine gerçek ki) bazı insanların aşırı duyarlı ve hassaslıklarının içinde bulundukları dünyayı onlara zehir etmesi... bir şeyleri iyice anlıyor olmanın verdiği ruh ezilmesi, kalp kırıklığı, vicdan sızıları... Ah nasıl tarif etmeli... İçimi yaktı geçti. Bu kadar çarpıcı bir anlatımı olan bir kitabı uzun süredir okumamıştım. Thomas Hardy gerçekten başımı döndürdü. Ancak çarpıcılık evet alıp çarptı yerlere. Evlilik ve hayat üzerine ne yazık ki pek doğru tespitlerin yer aldığı ancak anlamanın da yetmediği hayatlar... tıpkı bizimkiler gibi. Öylesine etki altındayım ki sanırım cümlelerim insicamsız. Okuyunuz, şiddetle tavsiye olunur.