Onlarla her şey normal hatta basbayağı olması gerektiği gibi görünüyordu başlarda. "Yolumuz sevgi ve ışığın yoludur." diyorlardı. İnsanları birbirine düşman eden şeyin sevgisizlik ve bundan kaynaklanan tahammülsüzlük olduğunu, bunun ancak sevgiyı öğreten iyi kalpli insanların evrensel ölçekli gayretiyle aşılabileceğini söylüyorlardı. İnsan yalnızdı, çaresizdi. Bitkiler gibi kök verip yüzyıllarca dünyaya tutunamıyor ya da hayvanlar kadar mükemmel koku alamıyor, hızlı koşamıyor, uzakları göremiyor, kanatlanıp uçamıyordu. O yüzden insan insana mecburdu, muhtaçtı işte. Bunu bilmeli, dünya ve insana bunu bilerek bağlanmalıydık. İnsan bu eksikli tabiatı icabı bencildi. Bu bencillik de onu kötü yapmaya yetiyordu. Öyle ki kötü olmak çok kolay, bir anda insanın içinden boşanıverecek kadar doğal ve dizginsizdi ama iyi olmak için çaba gerekiyordu.