Hakan

Hakan
@xmoral
liberté et rationalité
Şu küçücük masumların uğursuz ana babaları yüzünden sokaklarda titremelerine hiç dayanamıyorum; ama büyük bir talihsizliğe uğramadıkça hangi ana yavrusunun bu haline katlanır. Belki barındığı bir köşede birkaç yetimi daha var; belki bu en büyükleri… Kadın kendi de hastadır da onun için bunu yollamıştır. Öyle ya, prens çocuğu değil bunlar! Dünyada prenslerden olmayan öyle çok çocuk var ki Vanya!
Sayfa 55 - Sonsuz Kitap, 1. Baskı mayıs 2009·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Bu sihir mi, mucizevi bir kuvvet mi? Son yıllarda geçirdiklerimi unutturabilse de dinç bir kafayla, yeni bir kuvvetle her şeye yeniden başlasam…” Evet, o sıralar böyle hayaller kuruyor, dirilmenin umudunu besliyordum. Bazen de kendi kendime: “Hiç olmazsa büsbütün aklımı oynatsam da tımarhaneye girsem. Belki tedaviden sonra beynim yeniden doğru dürüst çalışmaya başlar.” diyordum. Yaşama arzusu, hayata inancım vardı; fakat bunu da unutmadım. Hemen arkasından: “Peki tımarhaneden sonra ne yapardım? Yeniden romanlar mı yazacaktım?”
Sayfa 48·Kitabı okudu
Yapabilen için her kayada bir Venüs heykeli vardır. Bilimin ivmesine ayak uydurmalıyız. Uyduramazsak ve "kabımızı küçük tutarsak, denizden yakınmaya hakkımız olamaz" (Mevlâna). Kendi kendisiyle yetinenler, yakın akraba evlilikleri gibi hastalıklı ürünler devşirmeye yargılıdırlar. Bu ülkeyi kurtaranlara, insanımıza, gelecek kuşaklara karşı sorumluyuz. Kurumları ve kavramları oturmuş bir hukuk sözlüğünü tezelden oluşturmalıyız. Yeni şeyler icadına gerek yok. Örnekler önümüzde. Bir içtihat mahkemesine, içtihat ve gerekçe kavramına, uzatmalı duruşmalardan uzak bir yargılamaya ancak böyle ulaşabiliriz. Bu çağrı, kayayla tepeye tırmanan Sizifos direncinin ya da topal ayağıyla Hicaz'a gitmeye kalkışan topal karınca azminin öyküsü değildir. Bilime dayalı bir savaşımdır, olanaklıdır. "Olanaksız Fransızca değilse" (Napolyon) niye Türkçe olsun ki? Sami Selçuk Sami Selçuk YARGITAY DERGİSİ, CİLT : 18 OCAK - NİSAN 1992 SAYI : 1-2 sayfa 44
Napolyon: Impossible n’est pas français
''İmkansız Fransızca değil.'' In 1813, Napoleon wrote to one of his generals who was doubting his army's capacity trying to defend the city of Magdebourg against a much better-endowed enemy: ''You write it is impossible; but that is not in French.''
İstiklal, istikbal, hürriyet; her şey adaletle kaimdir! Mustafa Kemal Atatürk