Korkuyordu. Sesli söylerse sözlerinin değeri kaybolur diye. Kendisinin düşünürken verdiği değeri, diğerleri dinlerken vermezse diye. Onu anlamazlarsa, kendini anlatamazsa diye. Ağzından dökülünce onları gerçekleştiremez de sadece söyledikleri ile ortada kalırsa diye. Ne kadar çok korkacak şeyi vardı? Öyleyse susmak en iyi yanıt mıydı?
Birgün öldüğünde kalacak mısın herkesin düşlerinde?
Yoksa silecekler mi seni istenmeyen bir leke şeklinde?
Bir leke ya da bir hülya olmak... Hepsi senin elinde.
yıllarca yutulmuş sözler
dökülmesin diye dikilmiş bir ağız
kaybedilmiş bir hayat
çaresizlikle süslenmiş bir çift göz
kimse fark etmiyor
ya da etmek istemiyor?
içine atılmışlıklarla dolu bir kuyu
mahvediyor ruhunu
öldüğünü hissediyor
hayret! bedeni hareket ediyor
oysa ruhu yok, ruhu kayıp
sonra deli diyorlar onu görenler
tebessüm etmekle yetiniyor
suçluyorlar onu, dövüyorlar
iftira ediyor, sövüyorlar
bir bedenine bakıyor bir de kayıp ruhuna
tebessüm etmekle yetiniyor yine
ruhunu öldürmüş olanlar soruyor:
ruhun nerede?
tebessüm ediyor yine ruhu kayıp bedeniyle...