"Yorgun musun?" Bana sorulacak en yerinde soruydu. Evet, diye bağıran bir stadyum dolusu ses duydum içimde. Çok yorgundum. Herkesten çok. Yorgunluğum Tanrı kadardı.
Masanın etrafında oturduk. Bir şeyler yapmak için, önümdeki ekmek dilimine tereyağı sürüyordum. Annem yumurta pişiriyordu. O kadar çok zaman geçmişti ki, daha önceden bana sabahları ne hazırladığını düşünüyor olmalıydı. Biliyordum unutmadığını. Dolaptan çıkardığı bardakla durdu. "Süt kalmamış Tolga. Hemen gidip alayım!" dedi.