10/10
·120 syf.··
2025 59. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 13:10
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Suç, kanun, ceza kime neye göre ad bulur, en etkili şekilde nasıl uygulanabilir ya da uygulanan yöntemin doğruluğu toplum yararına mı yoksa bireysel faydada mı etkili olur? Amaç ıslah etmek midir yoksa hak etti diyerek kötücül olmak mıdır? Kanunda cezanın en ağırına pay biçilmiş, adını bile bilemediğimiz bir mahkumun, hesabının kesileceği güne adım adım ilerlerken iç dünyasına dalıyoruz. 'Suçu nedir?', 'Gerçekten hak etti mi?', ''Bu kadarını kim hak edebilir?' soruları eşliğinde Hugo yapacağını yapıyor, kısa ama etkili, duru ama düşündürücü muazzam bir esere imza atıyor. Kalemine hayran kalmamak elde değil. Ana karakter üzerinden giyotine dikkat çekerken, yan karakterle tokatı basıyor. Bireyi suça toplum itiyorsa neden cezayı sadece birey ödüyor isyanında unutulmayacak bir okuma serüveni yaşatıyor. Unutulası ve tekrar okunalısı bir eser. " Ölüm cezasını bu felaketin kendi başınıza gelmesini beklemeksizin halk için kaldırsaydınız, siyasi bir başyapıttan da öte toplumsal bir başyapıt ortaya koyacaktınız. Oysa ölüm cezasını darbe girişiminde bulunurken suçüstü yakalanmış 4 bahtsız bakanı kurtarmak için kaldırarak siyasi bir başyapıtı bile beceremediniz!" S.xiii " İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı'nın işidir. Toplum ikisinin arasında, cezanın altında intikamın üzerinde yer alır. Böylesine büyük ve böylesine alçak iki şey ona uygun düşmez. "İntikam almak için cezalandırmak" yerine iyiliğe yöneltmek için düzeltmelidir. Ceza hukuku uzmanlarının yöntemini bu şekilde dönüştürürseniz, bunu anlar ve katılırız." S.xix " Aklın gerekçelerine tercih ettiğimiz duygusal gerekçeler mükemmeldir. Zaten her iki
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,8bin okunma
MUNAFIKLARI BELAMLARI İŞBİRLİKÇİLERİ KUDURTAN KİTAP
Puan vermedi·6200 syf.··
2025 48. kitabı
''İlmî ve fikrî çalışmalarını önceleri daha çok Kur’an’ın edebî i‘câzı üzerinde yoğunlaştıran Seyyid Kutub, daha sonra Kur’ân-ı Kerîm’den ilham alarak hazırladığı makalelerini “Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân” başlığı altında el-Müslimûn dergisinde yayımlamaya başlamış, derginin 3. sayısından (Şubat 1952) 9. sayısına kadar (Temmuz 1952) yedi makale neşretmiştir. Böylece yeni bir tefsirin adı da Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân şeklinde kendiliğinden ortaya çıkmıştır (Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, Medḫal ilâ Ẓılâli’l-Ḳurʾân, s. 40-41). Başlangıçta teknik anlamda bir tefsir yazmaktan çok Kur’an’ın ışığı altında günlük olayları ve yaygın görüşleri değerlendirmeyi amaçlayan Seyyid Kutub, bu konudaki makalelerinin ilgi görmesi üzerine aynı anlayış ve metotla Kur’ân-ı Kerîm’in her cüzünü bir cilt halinde tefsir etmeyi ve iki ayda bir cüz yayımlamayı kararlaştırmış, bu husus el-Müslimûn dergisinde okuyuculara duyurulmuştur (y. 1, sy. 9, s. 15, Temmuz 1952). Ekim 1952’de neşredilen ilk cüz, daha önce dergide çıkan yedi makale ile hemen hemen aynı mahiyettedir. Ocak 1954’e kadar tefsirin on altı cüzü neşredildi; ancak Seyyid Kutub 1954 yılında birçok İhvân-ı Müslimîn mensubuyla birlikte tutuklandı. Bununla birlikte müellif hapishanede tefsirini yazmaya devam etti. Bu sırada eserin 17 ve 18. cüzlerinin yayımı da tamamlandı. Üç ay süren tutukluluk halinden sonra serbest bırakılan, fakat arkasından tekrar tutuklanıp bu defa on beş yıl hapse mahkûm edilen Seyyid Kutub bütün zorluklara rağmen eserini tamamlamaya çalıştı ve 27. cüze kadar yayımlama imkânını buldu. Bu arada müellif fikrî gelişimine paralel olarak eserinin son dört cüzünü yeni bir metotla yazdı. Böylece eser, son cüzünün muhtemelen 1960’a doğru yayımlanmasıyla tamamlanmış oldu. Seyyid Kutub çok geçmeden, gelişen düşünce sistemi doğrultusunda ve
Edebiyat
Fi Zılâl'il Kur'an (10 Cilt Takım)Seyyid Kutub · Tayf Yayınları · 2017295 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·438 syf.··
2023 65. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2023 22:09
MÖ. XXV. yüzyıla ait Willendorf Venüs'ü ile başlayan ve medyanın yarattığı güzellik algısına kadar uzanan büyüleyici bir yolculuk... Umberto Eco, Güzellik kavramını, sadece yüz ve bedene ait olmaktan çıkarıyor; Antik Yunan'da oran ve harmoninin güzelliğinden, canavarların güzelliğine, kutsal güzellikten, romantik güzelliğe, doğadaki şiirsellikten, aklın güzelliğine kadar kapsayarak genişletiyor ve felsefi bakışla yorumlamaya başlıyor. Kitabı okurken Güzellik kavramının değişen yüzyıllara göre nasıl şekillendiğini gözlemleyebiliyorsunuz. Bu durumu sahnede hareket eden spot ışığı gibi düşünebiliriz. Bütüne baktığımızda sadece ilgimizi çeken bir noktaya odaklanırız ve o sırada bize güzel görünen şey sadece bağlantı kurduğumuz nesne ya da kısımdır. Fakat resme yakından baktığımızda ve parçaları tek tek incelediğimizde farklı renklerdeki uyumu, estetiği ve odaklandığımız nesnenin kendi yerinde ve zamanında güzeli temsil ettiğini fark ederiz. Ayrıntılardan tekrar uzaklaşıp bütüne ulaştığımızda ise artık bakış açımız değişmiştir. Çünkü parçalar ile ilgili farklı bilgiler ediniriz ve belleğimizde birden çok hikaye oluşur. Bu hikayeler, bize bir olaya veya nesneye farklı açılardan bakmayı öğrettiği gibi, müzede ya da sergide bir eseri daha doğru şekilde analiz etmemize de yardımcı olur. Güzelliğin Tarihi en çok da buna olanak sağlıyor. Kitabın içinde çok sayıda heykel görseli ve resim yer alıyor. Ayrıca Eco'nun anlatımının dışında; Platon, Dante, Goethe, Shakespeare, Baudelaire, Jean Jacques Rousseau, Leonardo da Vinci ve Schiller, gibi önemli filozof, yazar ve sanatçıların Güzellik üzerine yazıları da bulunuyor. Zengin ve estetik bir iç tasarıma ve derin bir anlatıma sahip. Güzellik adına her şey bu kitapta bütünleşmiş gibi... Keyifle okudum. Zaten Umberto Eco ne yazsa
Güzelliğin TarihiUmberto Eco · Doğan Kitap · 2006211 okunma
Ama gözler kördür. İnsan yüreğiyle aramalı
Puan vermedi
Antoine de Saint-Exupéry, asıl mesleği pilotluk olmasına rağmen edebiyat dünyasına birçok eser kazandırmış bir yazardır. 1944 yılında görevdeyken uçağıyla birlikte kaybolmuş ve ölüm sebebi hakkında kesin bir sonuca varılamamıştır. Varoluşçu ve hümanist bir dünya görüşüne sahip olan yazar, bu yaklaşımını eserlerine de yansıtmıştır. Exupéry; sanatı sade ve basitlikte aramış; bu durum kendisinin üslubuna da yansımıştır. 1943'te yayımlanan masalsı bir kitap olan Küçük Prens, dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biridir. Eserde, bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. Sahra Çölü'ne düşen bir pilotun Küçük Prens ile karşılaşması ile başlayan kitap, yirmi yedi bölümden oluşur. Özellikle Küçük Prens'in yurdundan ayrılıp altı ayrı gezegene yaptığı gezileri anlatan bölümlerde bazı tipik yetişkin yaşam biçimlerinin eleştirisi yapılır. İnce bir dille “büyüklerin” monoton, bencil ve hayal gücünden yoksun hayatlarını eleştirir. ALINTILAR I. İnsanların arasında da yalnızdır insan... II. "Ne kadar da gizemli bir ülkeydi, şu gözyaşları ülkesi." III. '' Ama gözler kör. Yüreğiyle bakmalı insan...'' IV. "Kendini beğenmiş insanlar başkalarını kendine hayran sanır." V. Ben üzgündüm. ama onlara yorgunum dedim.. VI. ''Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.'' VII. "Ancak sen herhangi bir saatte gelirsen yüreğimi hangi saate hazırlayacağımı bilemem." VIII. Biliyor musun ? Çok üzüldüğün zaman, çok seviyorsun günbatımını. IX. Gerçeğin mayası gözle görülmez. X. Bir çiçeği büyüten sevgi, insanı değiştirmez mi sanıyorsun? XI. “Gitme, seni bakan yapacağım “ dedi. “ Ne bakanı? “ “ A... Adalet bakanı! “ “ Ama burada yargılayacak hiç kimse yok ki! “ O halde sen
Edebiyat
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Mavi Bulut Yayıncılık · 2016280,3bin okunma
İlginç kitaplarda bugün
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2019 57. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2019 18:04
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı gerçekten ilginç buldum. Çokta sevdim. Zaten sevdiğim için kitabı birkaç saat içinde bitirdim. İncelememe başlamadan önce okuyacaklar için bir uyarıda bulunmak istiyorum. İncelemeyi okurken dininizi, dilinizi, ırkınızı bir tarafa bırakıp okuyun. Sadece ilginç bir parça, bir hikâye okuduğunuzu varsayın. Üzerine düşünüp, düşünmemeniz size kalmış. Yazarın kitapta anlatmak istediği tam olarak şudur: Eski uygarlıkların, toplumların yaptığı bir takım tapınakların, inandıkları dinlerin, efsane olarak günümüze gelen destanların bir hayal gücü eserinden çok dayandırdığı benzer faktörler var. Nedir bunlar? Uzaylılar. Garip değil mi? Yazarın düşüncesine göre örneğin Mısır Piramitlerinin mükemmele yakın olan dizaynının, tonlarca ağırlıkta olan taş blokların yerleştirilmesinin, ölümden sonra yaşam fikrine inanıp eşyalarıyla ve hizmetkarlarıyla gömülen firavunların çıkış noktası, inanç fikri tamamen uzaydan gelmiş olan canlıların onlara öğretmiş olmasıdır. Peki yazar bu düşüncesini destekleyecek kanıtlar sunmuş mudur? Kitapta araştırılması gereken 82 tane kanıt tespit ettim. Kanıtların bir kısmını anlatmaya çalışacağım. Gerisini size araştırmanız için bırakacağım. 1) Piri Reis ve onun çizdiği harita: Piri Reis’in bu haritası 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda tesadüfen bulundu. Harita tam değildi. 1 parçası bulunmuştu. Piri Reis’in 1513 yılında çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren haritanın o dönemde çizilmiş olması yazara imkânsız gelmektedir. Bunun sebeplerinden bir tanesi Güney Kutbu’nun 1912 yılında Robert Falcon Scott tarafından ya da Scott’un başka bir rakibi olan Norveçli kâşif Roald Amundsen tarafından 14 Aralık 1911 yılında keşfedilmiş olmasından önce çizilebilir? Piri Reis’in haritası kıtanın buz altında kalmış sahil
Tanrıların ArabalarıErich von Daniken · Artemis Yayınları · 20254,544 okunma