hazan kübra

Yeşerebileceğimiz yerlerde olabilmek duasıyla..
Bu şehirden gidiyorum Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi Gururu yıkılmış soyatlar gibi Bu şehirden gidiyorum. İnsanlar taş gibi bana yabancı Ağaçlar bensiz hüküm giyecek bulvarda Bir tanbur bir yalnızlığı anlatıyorsa O ışıksız pencereden Ben onu duymuyor gibiyim Bir ağaç ölüyorsa kapınızın önünde Ben onu bile duymuyor gibiyim. Bu şehirden gidiyorum Gömerek geceyi içime Sabahın hüznünü beklemeden Gidiyorum bu şehirden.
Erdem Bayazıt
Erdem Bayazıt
Şiir
Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. Önce beklemekten. Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, Kanunlara saygı göstermesini, İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, Saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış, Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak Göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu. Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak Ve yaşayıp beklerken ölmek!
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ümit Yaşar Oğuzcan
Aile evinde yapabileceğimiz en büyük aktivite kek yapmak :) Aile evinden ayrıldıktan sonraki ise ders çalışmak. O değilde biz ne zaman Balkanları gezeceğiz:)
Geçtiğimiz kırk gün neler olduğunu müsaadenle bütün tafsilatıyla anlatmak istiyorum. Anlatmazsam bunlar içimde küf tutacak, nefesim yeşil yeşil kokacak. Şu yaşımda küflenmemi sen de istemezdin