hazan kübra

Meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım; Kalbim hakikat diye bir ihtimale tapmış. Ne manasız şeylere meğer bel bağlamışım; Meğer benim peşinde koştuklarım serapmış...
Reklam
Yalnız ona yâr demiştik, Onda bir şey var demiştik, O bizi anlar demiştik, Böyleymiş kara yazımız.
"Ama bak, yolun sonuna doğru haklı çıktı Dostoyevski. 'Her şeyi fazlasıyla anlamak hastalıktır,' demiş ya...Ben de hastalandım işte."
Bir şey sunulmuştu bana, bir hediye, bir meyve. Ama ben o meyveden tadamadım, gök erik gibi kaldı avcumda dünya. Şimdi ben uykusuzum, yalınayağım, kendimle meşgulüm. Kapımın önünde boş peynir tenekeleri, yağmur suyu biriktiriyorum. Kendi kendime, sanatçı tecrübe edinemeyen insandır, diyorum, bu dünyada hiçbir tecrübesi olmayan insandır, ama şimdi sen karala bunun üstünü, yırt sen bunu, olmadı çünkü, olmadı işte. Nafile.