yağmur e.

yağmur e.
@yagiii
Bu kırk düşünceli bilgin, bence bir delidir.
Nihayet, her gencin yüreğini kabartan ve içimde uzun süredir devinimsiz bir güç olarak bekleyen bağlılığın önünde parıldayan bir yol açılıyordu! Tek hamlede yeni bir hayata adım atan bir rahip gibi, bağlanmış, adanmıştım. Sıradan bir "Evet madam!" Beni karşı konulmaz bir aşkı yüreğimde tek başıma saklamaya, bu kadının dostluğunu suistimal ederek onu küçük oyunlarla aşka sürüklememeye mecbur bırakmıştı. İçimde uyanan yeni duyguların tamamı karmaşa dolu seslerini yükseltiyordu. Daracık bir odaya kapanmadan önce, yıldızlarla kaplı göğün mavisini keyifle seyretmek, içimde yankılanan o yaralı yabangüvercininin şarkılarını, o safça iç döküşün basit tınılarını bir kez daha dinlemek, havadan o ruhun hepsinin bana gelmesi gereken parfümlerinin yayıntılarını toplamak için bir süre durmak istedim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
-Sizi görmeden, sizi duymadan geçecek beş gün! -Benimle konuşurken sıcak ilginizi yansıtan bu tür sözcükler asla kullanmayın. Taraçada hiç konuşmadan iki tur attık. Ardından, bana ruhumu ele geçirdiğini belli eden buyurgan bir ses tonuyla: -Geç oldu, ayrılalım, dedi. Öpmek istediğim elini bana tereddütle uzattı ve yakaran bir ses tonuyla: -Elimi sadece size uzattığımda tutun, dedi, dilediğimce hareket etmeme izin verin, aksi takdirde kendimi size ait gibi hissedeceğim, bunun böyle olmaması gerek. - Elveda, dedim. (...) Elini birçok kez öptüm ve gözlerimi kaldırdığımda gözlerindeki yaşları gördüm. Yeniden taraçaya çıktı ve bir an için çayırlara, bana doğru baktı. Frapesle yoluna girdiğimde, ayışığıyla aydınlanan beyaz elbisesini bir kez daha gördüm; ardından, birkaç saniye sonra, odası bir ışıkla aydınlandı. -Ah, Henriette'im! dedim, sana bu dünyada hiçbir zaman ışıldamamış en saf aşkı vereceğim!
Şimdi belki de, ruhlarımızı doldurduğu o sevgi selleriyle, sararmış yaprakları canlandıran o özsuyuyla birlikte o meyveyi birlikte tadacak, onun mucizelerine hayran kalacağız! Artık yaşam ağırlığını hissettirmiyor, artık yașam bize ait değil.. Tanrım! Beni anlamıyor musunuz? diye ekledim, aldığımız dinî eğitimin bizi alıştırdığı gizemli bir dili kullanarak. Birbirimize doğru hangi yolları yürüdüğümüzü görüyor musunuz? Bizi derin suların okyanusuna, iki yeșil ve çiçekli kıyının arasında, tepelerin dibinde ışıldayan kumsalın kenarından akan tatlı su kaynağına hangi manyetik güç çekti? Tıpkı Pers Imparatorluğu'nun kâhinleri gibi, aynı yıldızı izlemedik mi?
Aşk geceleri ozanının ezgileri ve bülbülün tek noktasıyla iç içe geçmiş, eski ve dingin düşüncelerime daldım. İçimde, şimdiye kadar o güzel geleceğimi örten yas tüllerini kaldıran hayaletler gibi süzülen düşünceler uyanıyordu. Ruh ve duyular aynı şekilde büyülenmişti. Arzularım nasıl bir yoğunluktaydı ki ona kadar yükselmişti! Kendi kendime kaç kez, bir çılgın gibi, onun nakaratını söyledim: "Benim olacak mı?" Evren önceki günler boyunca gözümde büyümüş olsa da, bir gece içinde bir merkeze kavuştu. İsteklerim ve ihtiraslarım ona bağlandı. parçalanmış yüreğini onarmak ve doldurmak için onun her şeyi olmayı diliyordum.
Teninin taze yasemin kokusu hafifçe içime nüfuz ettikten ve o aşk dolu kadehteki sütü içtikten sonra, ruhumda insanüstü hazları tadını ve umudunu hissettim; bir yabaninin intikam saatini gözlemesi gibi, haz saatini yaşamak ve beklemek istiyordum; ağaçlarda asılı kalmak, bağlarda sürünmek, Indre'de sırtüstü uzanmak istiyordum; daha önceden ısırdığım elmayı bitirmek için, gecenin sessizliği, yaşamın bezginliği, güneşin sıcağı için kendime suç ortağı arıyordum. Benden şarkı söyleyen çiçeği ya da elikanlı korsan Morgan'ın adamlarınn sakladıkları zenginlikleri istese, gerçek zenginlikleri ve arzu ettiğim sessiz çiçeği elde etmek için, hepsini ona getirirdim!