Bu dünyada bir ömrü tamamlayana kadar, sık sık yaşama yeniden tutunma ihtiyacı hissediyoruz. Sınavlar, zorluklar hepimiz için. Aslında kitap özellikle yakın zamanda yaşadığımız büyük felaketin ardından bir nebze şifa olsun diye; yazarın diğer kitaplarından, söyleşi ve seminerlerden derlenerek hazırlanmış ama biliyoruz ki her daim bu tür kitaplara ihtiyacımız var.
Böyle bir şifa için insana ne gerekir dersek, ilk aklımıza, iman, tevekkül, sabır ve dua gelir değil mi? Kitapta da bunlar ve benzeri onbir başlık altında, hayatın zorluklarına nasıl yaklaşacağız sorusunun cevabı verilmiş. Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar bilir, yine bu kitabı da ayetlerle, hadislerle, felsefi bakış açısıyla desteklenmiş.
Eğer yazarın kalemiyle tanışmadıysanız, tam bir başucu kitabı niteliğinde olan bu kitabı ile başlamanızı öneririm. Zaten sonrasında diğerlerini de okumak isteyeceksiniz. Ben okurken, huzur ve sükuneti buldum, umarım herkese bir nebze de olsa şifa olur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İyi günler kötü günlere dönüşmez, ama bazen şükür döneminden, sabır dönemine geçilir. Ayrıca, küçük bir şer daha büyük bir şerre perde ve engel oluyorsa bu, şer değil hayırdır."
Kitapla ilgili karşılaştığım paylaşımlarda en çok dikkatimi çeken şey, herkesi şaşırtan finali olmuştu. Başlarken bazı detaylar dikkatimi çekince sonunu tahmin ettiğimi düşündüm. Ki çok yanılmışım. Çünkü insanları ancak size gösterdikleri kadar tanıyabilirsiniz. Kitabın kapağındaki gölge gibi, hangisi gerçek hangisi yansıma, karışır çoğu zaman.
Deniz'i onun iç sesinden dinliyor ve tanıyoruz. Hayalleri ve gerçekle karışan tartışmaları var zihninde. Aşk, iş hayatı, kardeşe duyulan sevgi, korumacılık ve zaman zaman ortaya çıkan bir öfke... Ama tüm bunlar Deniz'in dışarıya göstermek istediği kadar. Sayfalar ilerledikçe daha derinlere iniyoruz ve etkileyici bir gerçekle karşı karşıya kalıyoruz.
Kitap, çocukluk travmaları ve motokuryelerin yaşadıkları ile ilgili farkındalık da oluşturuyor. Akıcı ve sıradışı bir kurgu. Elinize alınca merakla okuyorsunuz çünkü ilerledikçe şaşırtıyor. Psikoloji ve insan zihninin karmaşıklığı ilginizi çekiyorsa, kesinlikle tavsiye ederim.
Günün anlam ve önemini bir nebze de olsa yansıtabilecek bir kitap paylaşmak istedim bugün. Çünkü kitabın yazarları, yıllar süren araştırmalarında; şiddet içerikli kısır döngüden kurtulmayı başarmış kadınlardan ilham aldıklarını söylüyorlar.
Kitap konuyla ilgili bir rehber niteliğinde. İstismarcı ilişkilerin doğası, nedenleri, dayakla ilgili efsaneler ve temel gerçekler. Ve farklı tipleri olsa da en sık rastlanan iki saldırgan tip, kobralar ve pitbullar. Kitabın en önemli yanı, tüm bu araştırmaların on yıl süreyle, gerçek vakaların takibiyle yapılması. Yani birçok kitapta rastlayacağınız o tahminler, durumu hafifletmeye çalışmak, saçma efsaneler yok bu kitapta. Gayet net bir tablo çiziliyor.
Kitaba başlarken ilk dikkatinizi çeken bunun her coğrafyayı ilgilendiren bir konu olması. Dünyanın her yerinde ev içi şiddet ve ilişki şiddeti diye bir gerçek var. Evet eğitim, çocukluk travmaları ve belli başlı sebepler göz önünde ama bir yanıyla da saf bir kötülükten başka bir şey değil. Özellikle kitapta tanımlanan kobra tipi için dehşet verici araştırma sonuçları var. Bir anlık öfkeyle harekete geçmiyorlar yani.
Bu ilişkileri devam ettiren her kadının farklı nedenleri var elbette. Ama büyük çoğunluğunun bitirdiği veya kesinlikle kurtulmak istediği de belirtilmiş kitapta. Yani büyük mücadele gerektirse de başarmak mümkün. Kadınların bir birey olarak var olabildiği ve anlaşılabildiği bir dünya dileğiyle, farkındalık için okuyalım.
Hayalkâr, anlatımı, karakterleri ile farklı ve özgün bir roman. Sanki her karakter bir masal anlatıyor ve o masallar tek bir kurguda birleşiyor gibi hissediyorsunuz okurken. Fakat yetişkinler için yazılmış masallar gibi gelen bu anlatı peri kızı ve prensi içermiyor. Daha karanlık, hüzünlü, sıradışı bir atmosferin içindeyiz okurken.
Çünkü onlar dışlanmışlar, öteki kabul edilmiş, toplulukların dışına itilmiş, bir inancın etrafında toplanmayı reddetmiş...
Topaz, Azel, Azur, Lebriz ve daha nicesiyle on yedinci yüzyıl Anadolu coğrafyasında yol alıyoruz. Emir veren ve sorgusuz emirleri yerine getirenlerle tanışıyoruz. Bazen bataklığın dibindeki ayakkabı dile geliyor, bazen bir ağaç, bazen de toprağın altındaki bir yatır... Tarihin tozlu sayfaları arasında hayal ve gerçek birbirine karışıyor. Bir de kokular var okura doğru akıp gelen. Bazen bir is kokusu, bazen küf, bazen de otların tazeliği...
Bir kuyunun dibinde başlayan hikaye, İstanbul, Peri Bacaları, dağ, tepe, nehir, Anadolu coğrafyasında dolaştırıyor sizi. Tarihi farklı bir anlatı ile okumak isteyenler inceleyebilirler.