Aşk ve Hafızanın Romanı
Puan vermedi
Altan, eserinde yalnızca iki insan arasındaki bir aşkı anlatmaz; aynı zamanda Türkiye'nin yakın tarihine damgasını vurmuş toplumsal yaraları, devlet-toplum ilişkilerini, kadın sorununu ve bireyin hafızayla mücadelesini de sorgular. Roman, Selim ve Yelda'nın trajik aşkı etrafında şekillense de, arka planda Mezopotamya’nın tarihsel gerçekliği, şiddet sarmalı ve insan ruhunda bıraktığı derin izler yer almaktadır. Merkezde, hayatında herkesten ve her şeyden çok sevdiği adamdan uzaklaşarak Kurdistan dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan Yelda ile ruhundaki kırılganlıkları gizlemek için sevdiği insanı sürekli yaralayan Selim bulunmaktadır. Yazar, gerçek aşkın insan üzerinde bazen nasıl yıkıcı bir ağırlığa dönüşebileceğini çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Selim ve Yelda'nın ilişkisi, iki yakasını birleştirmesi gereken ancak bu yükü taşıyamayıp çöken bir köprü gibidir. Sonuçta her iki taraf da yalnızlığın içine hapsolur. *Bazı karakterler;* Selim, ilk bakışta olumsuz özelliklerle ve karmaşık bir kişilik görünümü sergiler. Korkak, yalancı, bencil ve zaaflarına teslim olmuş bir kişilik görünümü çizer. Sevdiği insanı kaybetmekten korkmasına rağmen, onu korumak yerine sürekli yaralar. Kendi ruhundaki eksiklikleri ve kırılganlıkları dürüstçe kabullenmek yerine yalanlara, kaçışlara ve savunma mekanizmalarına sığınır. Selim'in bütün zaaflarının altında derin bir sevme kapasitesi, yalnızlık korkusu ve çocukça bir korunma isteği vardır. Bu yönüyle Selim, modern insanın parçalanmış ruhunu temsil etmektedir. Yazar, insanın matematiksel bir formül olmadığını vurgular. İnsanı oluşturan duygu dünyasının karmaşıklığı sayesinde, Selim tüm kusurlarına rağmen okurun ilgisini ve hatta sempatisini kazanabilmektedir. Romandaki "kurbağayı ancak prenses öptüğünde prense dönüşür"
En Uzun GeceAhmet Altan · Alkım Yayınevi · 20054,162 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 45. kitabı
Çok küçük yaşlarda yetiştirme yurdunda kaldıkları dönemde "Öcü" adındaki biri tarafından damgalanan 30 çocuğun hikayesiyle başlıyor Yaralasar. Aradan geçen 20 yılın ardından Öcü yeniden ortaya çıkıyor ve kendi yarasalarını tek tek avlamaya başlıyor. Tam bu sırada cezaevinde olan Sedef, süresi bitmemesine rağmen aniden tahliye ediliyor. Öcü’yü durdurmak isteyen gizli bir örgütten iş birliği teklifi alan Sedef bu teklifi kabul ediyor. Üstelik geçmişte yurtta çok yakın olduğu arkadaşlarıyla birlikte bu yola çıkıyor ancak o anda henüz hiçbiri birbirini tanımıyor.Kitabın konusu bana ilk andan itibaren gerçekten çok ilgi çekici gelmişti, okumamın en büyük sebebi kesinlikle buydu Maral Atmaca’nın kalemini de çok merak ediyordum ve iyi ki tanışmışım. Kitap o kadar sürükleyici ki kendimi hiç tutamadım, şu anda serinin 3. kitabını okuyorum bile Hikayede Sedef, hayatta kalabilmek için başka bir kimlikle yaşamak zorunda. Kendi içindeki o masum Sedef'i korumak için kendini hep "Yankı" olarak tanıtıyor. Karakterlerin yaşamak zorunda kaldığı şeyler gerçekten çok kötü ve sarsıcıydı. Özellikle Yankı’nın geçmişte çöpten bayat ekmek yemek zorunda kaldığı o sahneleri okurken içim parçalandı Her ne kadar biz şu an bir kitapta okuyor olsak da gerçek hayatta da maalesef bu durumları yaşayan insanların olduğunu bilmek insanı çok derinden yaralıyor Kitapta favori karakterlerim Alaz ve Sedef dışında kesinlikle Kuzey oldu. Sedef geçmişe dair her şeyi tam hatırlamasa da çocuk yaşta birbirlerine verdikleri sözler ve şimdi farkında olmadan bile sürekli birbirlerinin yanında olup yardımcı olmaları çok tatlıydı Kuzey’in o korumacı, abi gibi yaklaşan tavrı içimi ısıttı Alaz’a gelirsek zekasına gerçekten hayran kaldım. Öcü’yü bulmak için yaptığı o titiz planlar ve stratejileri inanılmaz
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·328 syf.··
2026 95. kitabı
Selamlar, okurken çok eğlendiğim bir kitabın yorumuyla geldim. Sophie'e evleneceği adamın onu aldattığını öğreniyor ama ondan ayrılan taraf olmak istemiyor bu yüzden yakın arkadaşı bir plan yapıyor ve düğün gününde itirazı olan var mı diye sorulduğunda ortaya Max çıkıyor ve itiraz ederek düğünün gerçekleşmesini engelliyor. İkili o gün yollarını ayırıyor. Dört ay sonra Max Sophie'ye mesaj atıp bir düğünde onunla birlikte itirazcı olup olmaycağını soruyor ve sonra konuşmaya başlıyorlar. Sophie ve Max'in düğünlere gidip, itiraz etmeleri. Gelini veya Damadı kurtarmaları, sonrasında yaşanan kargaşalar derken aşırı eğlendiğim bir kitap oldu. İkisi de çok şapşaldı. Sophie'e aşka inanmıyordu ama Max'le vakit geçirdikçe onunla arkadaşlığı zamanla daha derin olmaya başladı ve kendisini inanmadığı o aşkın içinde buldu. Sophie'nin ev arkadaşlarına ve Max'in anne babasına bayıldım. Aophie'nin ev arkadaşları deyince aklınıza onun yaşlarında insanlar gelmesin KDHSHSK 60-70 yaşlarındaki Larry ve Rose'dan bahsediyorum çünkü. Çok komiklerdi. Özellikle Larry'nin sondaki bir sahnesine çok güldüm. Max’in ailesi de aşırı tatlıydı. Max'in özel hayatıyla ilgili bir gelişme olduğu an, anne babasının hemen birbirlerine haber vermeleri çok komikti dmndns. Yazın okuyabileceğiniz, her sayfasından keyif alacağınız bir kitaptı öneririmm. +18
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202621 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Aziz Nesin’in "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler" Kitabı Üzerine İnceleme Aziz Nesin adını duyduğumda, onun haksızlıklara karşı nasıl bükülmez bir iradeyle mücadele ettiğini, toplumsal çarpıklıklar karşısındaki dik duruşunu zaten biliyordum. Bilmeyen de yoktur sanırım; o, bu toprakların yetiştirdiği en cesur, en yürekli kalemlerden biri. Onun gibisi bir daha zor gelir Türkiye’ye. İşte bu hayranlık ve saygıyla, onun edebi ve düşünsel dünyasına ilk adımı "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler"* kitabıyla attım. Ve ilk Aziz Nesin deneyimim, beni yanıltmadı; tam aksine, hayranlığımı katbekat artırdı. Bu kitap; özellikle yakın tarihimizin karanlıkta kalmış, halı altına süpürülmüş sayfalarını öğrenmek isteyenler ve toplumsal meselelere derin bir ilgisi olanlar için tam anlamıyla bir başucu kaynağı. İşte benim gözümden, Aziz Nesin’in o cesur kalemiyle şekillenen bu çarpıcı eserin detaylı incelemesi. İki Farklı Coğrafya, Aynı Evrensel Sancak Kitap, adından da anlaşılacağı üzere iki ana eksen üzerine kurulmuş. Aziz Nesin, birbirinden farklı gibi görünen ama özünde aynı insan hakları ihlallerinden beslenen iki büyük trajediyi yan yana getiriyor: 1980’li yıllarda Bulgaristan’daki totaliter rejimin Türk azınlığa uyguladığı asimilasyon politikaları ve Türkiye’nin kendi içindeki Kürt meselesi. Bulgaristan’da Türkler: Nesin, Jivkov rejiminin Türklerin isimlerini zorla değiştirmesini, dillerini ve dinlerini yasaklamasını sert bir dille eleştiriyor. Oradaki soydaşlarımızın uğradığı haksızlıkları, evrensel insan hakları çerçevesinde titizlikle inceliyor. Türkiye’de Kürtler: Yazar, madalyonun diğer yüzünü çevirmekten de korkmuyor. Kendi ülkesindeki tabu sayılan Kürt sorununa değiniyor. "Başkasına yapılınca haksızlık dediğimiz şeye, kendi içimizde göz yumamayız"
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de KürtlerAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2013138 okunma
7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 19:20
Dedektif ile okur arasında adil bir düello sunan ve Honkaku türünü Japonya'da yeniden canlandıran kitap: Tokyo Zodiac Murders. Honkaku dediğimiz türü kısaca özetlemek gerekirse dedektif ile neredeyse aynı şeyleri okuyup görüyoruz. Doğaüstü olaylara yer verilmiyor, tüm bilgiler okura eksiksiz sunuluyor, kurgu genelde harita ve görsellerle destekleniyor. Gelelim kitaba... Bu kitapta olayı çözen iki kişi var: Anlatıcımız ve dedektifimiz. Burada fazla isim verip kafanızı karıştırmak istemem, keza kitap bunu fazlasıyla yapıyor. Direkt Burç Cinayetleri diyeceğim yani zodiac işte burç. Burç Cinayetleri; Japonya’nın 40 senedir çözülememiş en büyük, en korkunç gizemlerinden ve cinayet silsilelerinden biri. Üzerine kitaplar, teoriler yazılmış yani polis kayıtlarının bile halka açıldığı bir olaydan bahsediyoruz. Şimdi spoiler vermeden kitabın başını anlatacağım; zaten burası kitabın çok küçük bir kısmı, kitabı okumak isteyenler için verilen konu gibi yani. Kitabın başında bizi Heikichi Umezawa adında bir adamın vasiyetnamesi karşılıyor. Yazdığı şeyler özetle şöyle: Kendisinin şeytani bir güç tarafından ele geçirildiğini söylüyor ve 6 kadının vücut parçalarından mükemmel Azoth'u yaratmak istediğini belirtiyor. Falcılığa, astrolojiye ve kadınlara aşırı ilgili olduğunu yazmış. Aynı evde yaşadığı tam 9 kadın var: 2 öz kızı, 3 üvey kızı, ikinci eşi, yengesi ve 2 yeğeni. Anneler ve en büyük üvey kız haricinde kalan 6 kız Azoth için kurban seçilen kızlar. Yalnız bu öyle basit bir plan değil; hadi şunu öldür, kes tarzı bir şeyden bahsetmiyoruz. Yazdığına göre astrolojide vücudun her bölümünün onu yöneten, koruyan ve güçlendiren kendi gezegeni varmış. Her kızın burcu farklı. 6 kızın burcuna göre baş, göğüs, karın, kalçalar, uyluklar ve bacaklar kesilmeliymiş.Yalnız bu kadarla da
The Tokyo Zodiac MurdersSoji Shimada · Pushkin Vertigo · 20252 okunma
8/10
·456 syf.··
2026 90. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:47
Selamlar. Nasılsınız? Ben bolca kahkaha atarak okuduğum bir kitapla karşınızdayım. Gelin sizleri Elbis ile tanıştırayım. Kendisi Kosyna şehrinin minik bir köyünde yaşayan şifacıya en yakın ama cadı olduğu düşünülen bir kadının çırağı ve evlatlığıdır. Oro ana ondan yine değişik şeyler istemişti. Listeyi tamamlamak için bir tilki ve karataç çileğine ihtiyacı vardı. Tilki bulunamayabilirdi lakin deliyürek ormanında çilekleri bulabilirdi. Kim derdi ki tilkiyide bulacak hayal mi gerçek mi belli olmayan bir şekilde o tilkinin peşine düşecek ve hatta genç canavarların eğitilmesi amacıyla kurulmuş Nyxhaven Akademisin de öğrenci olacaktı. Peki sıradan bir insanın bu akademi de ne işi vardı? Gerçekten Elbis gibi bende bu durumu anlayamıyordum. Gerçi bu kadar karmaşanın içinde normal birilerinin olması iyiydi. Mevzunun gerçek olduğunu anlayınca kafasında bir plan oluşturdu. Bu plana göre insan olduğunu belli etmeyecek ve buradan çıkmanın bir yolunu bulacaktı. Birde şimdiden okulda göze batmış, bir goblin ve bir vampirin düşmanlığını kazanmıştı. Bu akademiden çıkmanın bir yolunu bulabildi mi dersiniz? Ayrıca kıyamam ortamı ve olanları hayali sanması, hayal sandığı halde Viktor ile kurdukları o ilk bağ resmen kalbimi ısıttı. Elbis ve olup olmadık yerlerde acıkmaları beni kahkahaya boğdu. Buradan gitmeliydi. Kaçma denemeleri bir yana artik kendini ait hissetmesi de onu zor duruma sokuyordu. Lenora ve Viktor benim üzümlü eklerim. Favori yan karakterim kesinlikle Viktor. Her şey bir yana bir de akademide kaybolan öğrenciler işi dahada ilginç hale getiriyordu. Söylemeden geçemeyeceğim bir durumda kitap içinde kitaplar ve kütüphane muhabbetine bayılmış olmam. Tilki kızım, tanrıçam neden bu çocuğumu buraya getirdiğini anlatmadı ama bolca yol gösteren kaoslar çıkardı. Kitabın en
1000Kitap
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 202624 okunma