Puan vermedi·208 syf.··
2026 466. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:14
İslam dünyasının "kültürel şizofreni" ve tarihsel bir gecikmişlik içinde sıkışıp kalmasını anlatan bir kitap. Spiritüel kitap zannederek başladım. İslam ülkesinin bu kadar geride olmasının sebebini öğrenmek istiyorsanız okuyun derim. Ama neden sorusuna cevap vermeyene de kendine bir sıfat değeri biçmesine de şüphe ile bakarım.
Yaralı BilinçDaryush Shayegan · Metis Yayıncılık · 2017467 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:50
Bu kitap için, "Jung'un kitaplarını okumadan önce bu kitabı okumalısınız" derler. Ben tam tersi olduğunu düşünüyorum (genelde her şeyin tersini düşünen biri olarak) Kitap da C.G Jung'un psikolojiye kazandırdığı; gölge, kompleks, arketip, anima/animus, kolektif bilinçdışı kavramları ve bu uğurda yaşanmış bir ömür anlatılıyor. Kitabı okurken sık sık, "koskoca psikanalist olmuşsun hâlâ Tanrı da Tanrı....bu kadar tanrıya meraklıydın baban gibi papaz olsaydın "dediğim oldu, yalan yok. 85 yıllık ömründe anlaşılmayı beklemiş, ben olsam ben de anlaşılamayan biri olarak ona derdim , " oo hocam daha çok beklersin. "
Ruhun Yaralı Şifacısı Carl JungClaire Dunne · Doğan Novus · 2022439 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·152 syf.··
2026 33. kitabı
"Umutsuzluğun Doruklarında" felsefe metni olmaktan ziyade, kronik uykusuzluğun ve varoluş sancısının tetiklediği sansürsüz bir çığlık olmasıyla fark yaratıyor. Cioran burada acıyı ve hiçliği uzaktan incelemiyor tüm sahte entelektüel zırhları indirerek kendi ruhunun otopsisine okuru da suç ortağı ediyor. Kitap, rasyonel dünyanın sunduğu tüm tesellileri ve çıkış yollarını barbarca yok ederek, insanı kendi içindekien ham ve çıplak uçurumla baş başa bırakıyor. ​Kitabımız, modern hayatın dayattığı sığ iyimserlik varsayımlarına sığamayan ve içindeki sessiz çığın ağırlığıyla geceleri uyanık kalan "sistem yorgunları" için yazılmıştır. Hayatın mekanik rutinlerinden, ucuz kişisel gelişim yalanlarından ve maskeli bağlardan yorulmuş; dürüst bir yabancılaşmanın konforunu arayan olgun ruhlara hitap ediyor. Dünyada kendini ebedi bir sürgün gibi hisseden ve ucuz bir reçete yerine acının en çıplak, en asil halini arayan her yaralı zihin için sarsıcı bir limandır.
Umutsuzluğun DoruklarındaEmil Michel Cioran · Jaguar Kitap · 20192,101 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:32
Bugün size, okurken içimde fırtınalar koparan, sinir harbiyle başlayıp gözyaşlarıyla bitirdiğim çok sarsıcı bir hikayeden bahsetmek istiyorum. Kitap iki gün önce bitti ama kalbime oturan o ağırlık hâlâ geçmedi. Merkezinde bir narsist koca profilinin olduğu, manipülasyonlarla örülü koskoca bir girdap bu aslında. Kitap boyunca bencil, empati yoksunu bir narsistle aynı evi paylaşmanın ne demek olduğunu iliklerimize kadar hissediyoruz. İnsan okurken ister istemez şu sorunun peşine düşüyor: Peki, bir narsist gerçekten iyileşebilir mi, kalbi insafa gelebilir mi? Psikolojide narsizmin şifası neredeyse imkansız görülürken, bu kitap bize çok başka bir pencere açıyor. Bilimin bittiği yerde maneviyatın devreye girmesiyle, o aşılmaz sanılan kibir duvarlarının nasıl çatlayabileceğine şahit oluyoruz. Büyük umutlarla, severek ve isteyerek kurulan yuvalar... Sadberk ve Melal de böyle başlıyor yolculuğa. Ancak zamanla, dışarıya yansıtılmayan o kapalı kapıların arkasında, narsist eşlerinin bencil ve manipülatif dünyasında buluyorlar kendilerini. Okurken o kadar empati yaptım, o kadınların çaresizliğini o kadar içimde hissettim ki anlatamam. Melal ve Sadberk’in evlatları için, onların huzurları adına yıllarca her şeyi alttan almaları, o sessizce sabredişleri yüreğimi dağladı. Üstelik mesele sadece eşleri de değil; her iki kadının da ruhunun derinliklerinde, kendi ailelerinden kalan ve bir türlü aşamadıkları o çocukluk yaraları var. Narsist kocalar tam da o zayıf noktalardan vuruyorlar. Satırları okurken o kadar sinirlerim bozuldu, o bencilce hallere o kadar hırslandım ki... İki kadını da oradan çekip çıkarıp sıkı sıkı kucaklayasım geldi. Ama hayat, o en karanlık anlarda bile bir çıkış kapısı sunar ya hani; bu hikayede de öyle oluyor. Sadberk ve Melal, yollarını psikolog Kartal Bey ve
Kocam Bir NarsistFunda Uçuk Er · Hayy Kitap · 2025426 okunma
10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Herkese merhaba Uzun zamandır klasik kitap okumak istiyordum ama sürekli erteliyordum, bu gidişata bir son vermek için geri dönüşümü çok sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'in Lyon'da Düğün eseri ile yaptım yazarın bu eseri üç öyküden oluşuyor İlk öykümüz Lyon'da Düğün, 1793 yılında gerçekleşen Fransız devrimi sırasında yaşanan karmaşayı, insanları çaresizliğini ve bu çaresizliğin arasında yeşeren naif bir aşk hikayesini anlatıyor. ikinci öykümüz İki Yalnız İnsan, aynı fabrikada çalıştığı arkadaşları tarafından çirkin olduğu için dışlanan Jula ve yine bir bacağı sakat olduğu için iş arkadaşlarının hep gerisinde kalan bir adamın hikayesi. Bu iki yaralı yürek vardiya çıkışında tesadüfen karşılaşıyorlar ve bir birlerine dertlerini anlatırken fark etmeden kendi yaralarını sarıyorlar. Üçüncü öykümüz ise Wondrak bence kitaptaki en etkileyici öykü. 1899 yılında Bohemya'nın güneyinde yer alan Dobitzan kentinde yaşayan, yüzü kuru kafaya benzediği için herkes tarafından dışlanan ve hiç beklemediği bir anda büyük bir talihsizlikler yaşayan Ruzena Sedlak ve oğlu Karel'in hikayesi. Ruzena'nın oğlu için verdiği mücadele ve yaşadığı çaresizlik o kadar gerçek ve etkileyici ki bunu kelimelere dökerek anlatmam mümkün değil Stefan Zweig'in kalemiyle tanışmayan yoktur muhtemelen ama yazarın Lyon'da Düğün eserini okumadıysanız eğer kesinikle okumanızı tavsiye ederim
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 30. kitabı
Merhaba arkadaşlar! Bugün, sizi ilk sayfasından itibaren içine çekecek, gizem ve intikam dolu, adeta soluksuz okuyacağınız muazzam bir kitabın yorumuyla karşınızdayım: Selin Solaris’in kaleme aldığı "Geriye Sadece Karanlık Kaldı". Biri hayatın tüm yükünü omuzlamış yaralı bir barmen, diğeri ise adaletin peşinde ama kalbi intikamla yanan bir komiser... İkisinin de yolları, hayatlarındaki en değerli insanı, yani Mert’i kaybettikten sonra hiç beklenmedik bir şekilde kesişiyor. Gelin, bu büyüleyici ve karanlık hikayenin detaylarına birlikte bakalım: Güneş, alkol bağımlısı ve borç bataklığındaki babasından sürekli şiddet gören, hayatın erken yaşta hırpaladığı bir barmendir. Bir gün kapısındaki siyah arabaların ne anlama geldiğini çözemezken, kendini Mert’in güvenli koruması altında bulur. Ancak kader, Güneş'in sığınabildiği tek liman olan sevgilisi Mert'i ondan koparır. Arden Deniz ise henüz küçük bir çocukken annesini ve kardeşini korumak için her şeyi yapmaya hazır, erkenden büyümek zorunda kalmış bir komiserdir. Canından çok sevdiği kardeşi Mert’i babasından korumayı başarsa da ne yazık ki mafyanın karanlık ellerinden koruyamamıştır. Güneş sevgilisini, Arden ise kardeşini kaybetmiştir. İkisinin de içinde açılan devasa boşluk, tek bir duyguyla dolar: İntikam. Büyük Karşılaşma: Güneş, intikam almak için Bülent Ali Yaman’ın evine gizlice girdiğinde orada hiç tanımadığı bir adamla karşı karşıya gelir. Ne yapacağını bilemeden oradan uzaklaşır ama sabah sorgu odasında gözlerini açtığında onu sorgulayan kişi, gece aynı evde karşılaştığı adamdan başkası değildir: Komiser Arden Deniz! Bu tesadüfi karşılaşmadan sonra yolları bir daha ayrılmayan ikili, birbirlerinin arkasını kollayıp yardımına koşarken aslında en büyük ortak noktaları olan Mert’ten tamamen habersizdirler. Ne
Geriye Sadece Karanlık KaldıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2026230 okunma