HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -II-
Allah azze ve celle doğrunun yardımcısıdır. Ben de Onun dostlarını savunurken Ondan yardım dilerim. Bir önceki yazının finalinde dile getirdiğim bir hakikatin tekrar altını çizerek bu yazıya başlamak istiyorum: Sahabe bütünlüğünü parçalamak, onlardan birisini/birkaçını Sahâbelikten "aforoz" etmek veyahut onlardan birisinin/birkaçının duruşunu (diğerlerini gözden düşürecek şekilde) öncelemek, tarih boyunca "fırka-i dâllenin/sapkın fırkaların" takındığı bir tavır olmuştur. Şianın Ehl-i Beyt radyallahu anhum ecmain ekseninde yaptığı da budur. Daha âhir bir dönemde FETÖ'nün Ebu Zerr radyallahu anh üzerinden yaptığı da budur. Evet. O dönemin şahitleri olanlar anlatırlar ki: Gülenciler nurculardan kopuşlarını Ebu Zerr Hazretlerinin Sahâbenin geneline göre aykırı bir görüşe sahip olup uzlete çekilmesiyle açıklamışlardır. Sonra bu genelden kopuşun, aykırı duruş sahibi oluşun, kendini daha özel görüşün işi nereye getirdiği ise mâlûmdur. Allah tekrarını bir daha bu millete yaşatmasın. Âmin. Yâni özetle demek istediğim o ki: Bu "dışarıya atmalar" da "aşırı parlatmalar" da aslında maksadlı şeyler. Denge dini olan İslâm'ın ahengini bozan şeyler. İşte bu yüzden ümmetin istikametli ana omurgasını teşkil eden Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat Sahâbeyi birbirine tercih etmemeyi bir şiar olarak edinmişler. Büyük resimde görünen hakikatin daha küçük resimler üzerinde yapılan manipülasyonlarla bozulmasını böylece engellemişler. Bunun yanında şunu da inkar etmiyoruz: Elbette Sahabîler içerisinde derece farkları var. Fakat onların içinde hain yok. Düşman yok. Münafık yok. Ajan yok. Hepsi, Bediüzzaman'ın da altını çizdiği üzere, "adalet sahibi" kişiler. Elhamdülillah. **Siz de böyle sahabeden birini/birkaçını diğerlerini gözden düşürür bir şekilde vurgulayan bir ekole rastladığınızda
Hazreti Muaviye
“Bir akşam kötüydüm. Yardım istesem iyi olurdu. Kimseyi aramadım. Bir gece korktum. Korkuyorum yazacaktım birine. Yazdım ama yollamadım. Bir gün doldum taştım. Söyleyeceklerim birikti. Sonra kimseye anlatmadım. Bir gün bir sofra kurmak istedim. Sonra kimseyi çağırmadım. Bir yola çıkacakken yol arkadaşım olacaktı. Kimseyle buluşmadm. Sonra aramak, yazmak, anlatmak, buluşmak, çağırmak azaldı hayatımda, azaldıkça bitti, yavaş yavaş alıştım. İnsan alışıyor. Ve alışılan yalnızlık sessizleşiyor. Kimse fark etmiyor. Kimse ses etmiyor. Sen de onu yaşıyorsun. Normalin oluyor.”
Alıntı
Reklam
İyilik eden iyilik bulur. Birde bakmışsın ki hayat sana gülümsüyor, ummadığın fırsatlarla karşına çıkıyor.
Duygu ve Düşünce
Yardım et Rabbim nefes alamıyorum
Müzik
➡️ *Çocuğa verilen hediyeler* *Sual: Küçük çocuğa verilen hediyeyi kim alır? Hediye vermekte evlatlar arasında ayırım yapmak uygun mudur? Çocuğun yaptığı iyiliklerin sevabı ana, babasına da verilir mi?* *Cevap:* Küçük çocuğa verilen hediyeyi babası kabzeder. Babası yok ise, babanın vasisi, o da yoksa, dedesi kabul eder. Dedesi de yoksa, dedesinin vasiyet ettiği kabul eder. Bu dördünden biri varken, çocuğa bakan akrabası bile alamaz. Bu dördünden biri yoksa, çocuğa evinde bakan kabul eder. Aklı başında çocuğun kendisi kabul edebilir. Salih olan oğlan ve kızlarına hediyeyi, müsavi miktarda vermek efdaldir. Ölüm hastası olmayanın malının hepsini oğluna hediye etmek caiz olur ise de günahtır. Çocuğun mülkü olur ise de babaya günah olur *[Hindiyye]*. Reşit ve salih veya ilim tahsilinde olan çocuklarına daha çok vermek caizdir. Salâhları müsavi ise, müsavi dağıtmalıdır. Çocukları fasık olanın miras bırakmayıp, salihlere, hayrata vermesi efdaldir. Çünkü, günaha yardım etmemiş olur. Fasık çocuğa nafakadan fazla yardım yapmamalıdır. Çocuğa gelen hediyeden ananın babanın yemesi caizdir. Çocuğun yaptığı iyiliklerin sevabı kendisinedir. Anasına babasına, öğretmek ve yaptırmak sevabı verilir. Satılan malı teslim etmek, hediye olunanın ise kabzolunması da lâzımdır). *Tam İlmihal s. 839* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... 💙 *Osman Ünlü ile Huzura Doğru YouTube Kanalı* youtube.com/@osmanunluhuzur... ❤️ Beğen 👉 Paylaş 📣 Tavsiye Et
Alıntı
Trende seyahat ediyorum arkamda dört tane turist oturuyor. Kızcağızın biri geldi, bunları fark edince konuşmaya başladı. İki dakika sonra başladı bizim bazı özelliklerimizi kötülemeye, bizde şöyleymiş de bizde bazı insanlar böyleymiş de. Sonra kebap vs övmeye başladı, kokoreçtir midyedir. Resmen ayakta yarım saat başlarında bekleyip talep etmedikleri halde hevesli hevesli tur rehberi gibi her telden bir şeyler anlatıp durdu. Yardım etmeye bir itirazım yok ama ben bu aşağılık kompleksini, bu sevimli görünme çabasını, bu bizi sevsinler tavrını asla anlamayacağım. Diyor ya ; boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan…
Reklam
Reklam