Jose Saramago'nun ilk okuduğum kitabı olması benim için bu kitabı daha bir özel kılıyor. Kitabın başlarında kullanılan anlatım tekniğini pek hoş karşılamasam da okudukça derin etkisi altında kaldığımı açıkça beyan edebilirim. Bir yandan da insanlara alışılanın tersinden bakmayı öğretiyor. İki taraflı düşünmeyi. İnsanoğlunun hayatta en çok korktuğu şey olan ölümün aslında yaşamın temel unsurlarından ve aslında insanlığın hayatta kalmasının asıl nedeni olduğunu bize kitap boyunca açıklıyor. Açıkça söylemeliyim ki başlarda kitaba pek ısınamamıştım ama yazarın kendine özgü yazım biçimine alıştıktan sonra hikayenin içinde oradan buraya sürüklenmeye başladım. Yazarın hiçbir karaktere ismiyle hitap etmemesi, o karakterin kitaptaki işlevi ne ise o şekilde tanımamıza olanak sağlıyor.
Spoiler İçerebilir!
Aslına bakarsak kitaba büyük bir kaos hakim. Ölüm işlevini bırakınca, ülke yöneticilerinden tüm halka kadar herkes bundan etkileniyor ve illegal olan işler de yürürlüğe giriyor. Bu olaydan faydalanıp da kurulan Maphia adlı örgüt çoktan ölmesi gereken kişileri komşu ülkenin sınırlarına götürüp ölümlerini sağladıktan sonra -bahsettiğimiz ülke dışında tüm dünyada ölüm işlevini sürdürüyor- tekrar ülkeye getiriyordu. Başbakan da zaman içerisinde Maphia'nın otoritesi altına girdi çünkü başka yapacak bir şey bulunmuyordu. Ölüm, tüm halk haberdar olabilmesi için bir mektubu yazım işleri ile uğraşan bir adamın masasına bırakır ve bu şekilde adam başbakana da ileterek her yerde haberlere çıkması sağlanır. Mektupta geçenlerse kaosun büyümesine neden olur çünkü çoktan ölmesi gerekenlerin gün bitiminde bir saniye bile gecikmeksizin o anda öleceğini belirtir ve gerçekten de harfi harfine yazanlar gerçekleşir. Ölüm, ülkeye yeniden hakimiyetini sürdürmeye başlarken her gün yüzlerce insana tam