Öncelikle selamlar, ölüme fısıldayan adam serisi, benim kendi içimde çok içselleştirdiğim bir seri dolayısıyla kendisiyle çok derin bağlarım var. Zaten serinin ilk iki kitabını okuduysanız watty'nin karanlık dramlarından olduğunu bilirsiniz. Ben de dramatik kitap aşığı olduğum için ilk iki kitabı yalayıp yutmuş hatta hatim etmiştim jhfdspasıduçsqwşp
Şöyle başlamak istiyorum çünkü üçüncü kitabın çıkacağını duyduğumda ilk tepkim saçmalamasınlar, olmuştu ki bence haklıyım da. Bu kitap iki seri olarak kalmalıydı ama malumumuz watty yazarlarının on serilik kitap çıkarıp olayı uzattıkça uzatma sevgisi olduğundan, biricik kitabımın içine sıçıldı. Zaten bence ikinci kitap bittiğinde yazarın seriyi uzatma gibi bir planı da yoktu, sonradan eklendi diye düşünüyorum kaldı ki oradan sonra uzayacak bir mesele yoktu. Şahsen Yosun ve Özgür'ün yanan evden sonra ne yaptığını düşünmek bana hep çok daha güzel gelmişti ama maalesef ne yaptıklarını öğrenmek zorunda kaldım. Dördüncü kitabın çıkacağını öğrenince ayrıca bir cinnet daha geçirdim, oraya hiç girmiyorum söylenecek söz kalmadı.
Buna bağlı olarak, kitap bomboştu bir olay yoktu vardı ama zaten bildiğimiz şeylerin üstüne çok da şaşırtmayacak şeyler eklendi. Zaten kitapta karakterler birçok olayı uçlarda yaşadıkları için dünyanın en berbat şeylerini de yapsalar, şaşırmazdım.
Diğer en büyük şikayetim ilk iki kitabından dolu dolu alıntı çıkardığım kitaptan dört tane alıntı anca çıktı yemin ederim hayal kırıklığı...
Bu kitapta Özgür'e aşırı ayar oldum, Yosuna aşık aşık davranıp kalan herkese bok parçası gibi davranması, Yosun gittikten sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranması dehşet sinir bozucuydu. Yani reis tamam, sen hiçbir şeye üzülmezsin, sen yenilmezsin, dünya bir tek senin etrafında dönüyor okey yani.
Neyse diğer konu Yosun, bu