Çıplak ayaklarımla seyir ettim sırça yolları,
Hicranın kan kırmızısı tadı damağımda belirsiz.
Ne şahane bir hüsrandı, mahrub kaldım...
Sensiz vatanım hem ıssız hem dilsiz.
Öyle ki bir avuç kalbime sığdırmıșım cibali,
Hep aynı ritme tutuklu köhne bedenim hissiz.
Şafağın eteğinde çiseliyor aşkın vebali...
Sırma saçların değsin şakaklarıma ey ișveli kadın!
Neyleyim ahuyu, göremezsem nur cemalini...
Hüzün Yağmurları
Sönerdi evlerin lambaları,
Kaybolurdum kuytu bir sokakta.
Kılıçtan keskin harfler cenk ederken içimde,
Vurulurdu hep sol yanım.
Senden geriye sağ kalamayan o sol yanım...
Faili meçhul tüm duygularımın!
Yaşamın gülistanında uzandım soğuk mermere,
Kendimi tanıyamadım kırık aynalarda.
Ne hâlsizliğim ne de gaflet, bir boşluktu içimde çağlayan.
Savrulurken takvim yaprakları sen bu kente uzaktın.
Ben ise sana gözyaşın kadar yakın...
O sıra, bilir misin?
İçimde çok şiir birikti.
Biraz yitiktim,
Ama olsun aşk; her gün göremesen de her an sevebilmekti.
Hüzün Yağmurları