Din savaşları hâlâ gazete manşetlerinde yer alıyordu. Benim Tanrı’m senin Tanrı’ndan iyidir. Gerçek inananlarla yüksek mevkili kişiler arasında her zaman yakın bir bağ var gibiydi.
Böyle tuhaf bir dünyada yaşıyorduk işte. Bir tarafta iktidar tutkusuyla insanların hayatlarını karartan barbarlar, bir tarafta da Levent Beyler gibi etik değerlere bağlı insanlar vardı. Bir tarafta vahşet, bir tarafta ahlaki ilkeler.
“Devlet diye gerçek bir şey yok ki abi. En tepede kendini devlet sanarak kararlar alan, insanların yaşamasına ya da ölmesine karar veren çobanlar var.”