"Rivayet ederler ki Ayasofya'nın inşası bitip de tamam olduğu vakit o ulu mabedi görenler gözlerini hayretle açmış ve böyle bir mabedin insan gücüyle yapılamayacağına inanmışlardır."
"O günler için rivayet edilir ki devletin sonunun geldiği dilden dile dolaşırmış ve hatta kıyametin yaklaştığı ve Türklerin gelip de hem şehri hem dahi Ayasofya'yı alacağı ve o günün dünyanın son günü olacağı bir efsane diye anlatılırmış.
Lakin bu dilden dile dolaşan kelamın karşısında duranlar dahi varmış ve onlarda şöyle söyler ve inanırlarmış ki: Türkler gittikleri her bir yana huzur götürüyorlar. Şehirleri almadan evvel gönülleri alıyorlar. O ki bizim inandığımıza inanmıyorlar lakin inandıklarınca yaşıyorlar ve zulme düşmüyor, merhameti unutmuyor, insanlıktan vazgeçmiyorlar. Aynı dine inandıklarımızdan gördüğümüz bunca zulmü bilirken Türkler gelecek de zulmedecek diye inanmak ahmaklıktan başkaca bir hal değildir diyorlarmış.
Bir gün soluğum kesildi. nabzım durdu
Bildim ki ihanet yüreğimden vurdu
Ey mutlu Emir! Ey ulu Fatih, beni sen
Dillendirdin , torunların susturdu!
-Arif Nihat Asya-