Çoğu kafa dergisi takipçilerinin bildiği üzere Osman aslında yazarın dergide yazdığı bir serinin adı. Bu seri okuyucuları tarafindan çok beğenildiği için bir veda kısmı eklenerek kitap haline dönüştürülmüş. Kitap, okura sanki mutfakta bir dostuyla kahve içip dertleşiyormuş hissi veren, doğal bir konuşma diliyle yazılmış. Kalbinizi hüzünlendiren bir cümlenin hemen ardından, sizi gülümseten o muzip dili görüyorsunuz. Hüznü bir drama dönüştürmeden, muzip hikâyecikler ve anekdotlarla harmanlanmış kendine has diliyle akıcı bir anlatım sunuyor. Klişe ayrılık hikâyelerinden sıkılanlar ve hüzne bir tutam mizah katmak isteyenler için kesinlikle bu kitabı tavsiye edebilirim.
Sevgili ablam hep şöyle der: “ Dünyanın sonundan başka hiçbir şey, dünyanın sonu değildir.” Bu bilginin kesin olmasına bayılıyorum. Geçmişe dönüp şöyle bir bakınca bir sürü kıyamet atlattığımızı ancak hiçbirinde kıyametin kopmadığını görüyorum.
Başka bir yerde de, gidenlerin ardından "Öldü" demek yerine "Yaşadı" dediklerini duymuştum. Bak düşün, nasıl da farklılar değil mi? Olayların etkisi, tamamen bizim onu nasil tarif ettiğimizle ilgili.
Ben farklı bir şey deniyorum. Günün belli saatlerini bir ağaçmışım gibi geçirmeye çalışıyorum. Karşıma geçip bir ağaç oluşuma bakıyorum. Kırılıp gölgeme dökülen dallarımı toplayıp tek tek yakıyorum. Böyle ufak tefek yangınlarla içimi biraz da olsa ferahlatıyorum. Ama bunun da bir tehlikesi var tabii. Ateşe uzun süre bakınca, ateş de sana bakıyor Osman.