Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Sayısız araştırma, ekranlarda görülen şiddetle gerçek hayatta şiddete yönelme arasında bağ kuruyor. Yaşadığımız zaman diliminde çocuklarımıza yapabileceğimiz iyiliklerden biri, onları televizyon veya bilgisayarın değil, gerçek hayatın sesiyle buluşturmaktır. Onlarla hayatı gezebilir, insanları ve sokakları tanıyabilirsiniz. Biraz tuhaf görünmek pahasına da olsa şunu öneriyorum: Onlarla akıl hastanelerini, huzurevlerini, yetiştirme yurtlarını, mülksüzlerin yaşadığı sokakları, camileri, havraları ve kiliseleri gezin. Birlikte çarşıları, pazarları, aktarları dolaşın. Gerçek hayatın nasıl bir şey olduğunu ve ıstırabın gerçek bir insana değdiğinde ne yapabileceğini onlara gösterin. Gerçek hayatın nerelerde soluk alıp verdiğini, insanların nelere gülüp nelere üzüldüğünü, gerçek hayatın seslerinin neye benzediğini onlara öğretin.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sıradan kötülük tırmanıyor. Bu ülkede görmeye alışık olmadığımız oranda şiddet ve kötülük görüyoruz. Vandallık, barbarlık ve zalimlik, merhametin topraklarını talan ediyor. Artık kendi hikâyelerimiz emzirmiyor bizi; Hollywood hayal endüstrisi beyin hücrelerimizi işgal ediyor. İnsan tabiatının özde merhametle dokunduğunu söyleyen Doğu öğretilerinin aksine, Batı geleneği insan tabiatının özünde zalim olduğuna inanır. İnsan, bu görüşe göre kötü mizaçlı bir varlıktır. Batı’nın binlerce yıllık tarihi; kitle halinde çarmıha germeler, işkence odalarının icadı, dünya savaşları, soykırım ve etnik temizlik gibi günahlarla tıka basa doludur.
Alıntı
Kötülüğe meyleden gruplar, içlerindeki şüphe ve muhalefeti kolayca bastırır; bastırmadıklarında farklı sesleri hainlikle yaftalar ve cezalandırırlar. Fransız Devrimi’nde giyotinin en çok “iç düşmanlar” için kullanıldığını hatırlayalım. Bir yerlerden aklımda kalmış bir cümle: “Kellesini ipten zar zor kurtarmış adamın zalimliğinden kork.” Her devrim, her ideoloji, kendi hain kadrolarını istihdam eder.
Alıntı
Kötülüğün kol gezdiği bir iklimde, Türkiye'nin gençleri de hânidir hançeri birbirlerine saplıyorlar. Erkeklik davası mı bu? Hançer saplamak, gençliğin bizim artık âşinâsı olamadığımız yeni âleminde yetişkinliğe geçişin bir ritüeli mi? Bir hançer saplayarak, bir başkasının canını acıtarak, bir başkasını yok ederek, bir aileyi acılara gömerek var olmak ancak psikopatlığın raconuna uyar. Türkiye’de, izleyebildiğim kadarıyla, gençler arasında psikopatik arsızlık ve acımasızlık tırmanıyor ve erkekliğin kitabı, antisosyalliğin, zalimliğin, kan dökücülüğün kitabına uydurularak yeniden yazılıyor. Vahşi hayvanlar gibi, en çok can acıtanın “en erkek” sayıldığı bir cangılda mı yaşayacağız?
Alıntı
Kendimize bir nefes alma zamanı vermek zorundayız. Dur düğmesine basarak dijital hamallığın beyaz gürültüsünden imtina edebiliriz. Bir tür itikâf. Böylece hayatın doğal ritmiyle yeniden buluşur ve onda bütün ruhumuzla yaşamayı öğreniriz. Acele etmeyen bir yağmurda ıslanır, acele etmeyen bir güneşte ısınırız. Ekranı kapatmayı başarabildiğimizde, hayatın kapıları ardına kadar açılır. O kapıdan girdiğinde, yürüdüğün her yol sana çıkacaktır.
Alıntı