Ortadoğu yeniden Tanrı'ya mı dönüyor Bay Sıddıkî; ne dersiniz?"
"Sadece Ortadoğu değil Bayan Stone, bütün dünyanın, hatta Amerika'nın da hiç kaçamayacağı kaderi bu! İnsanoğlu tarih boyunca ne vakit Tanrı'dan kaçtığını zannetmişse hep aldanıp Tanrı'ya yakalanmıştır. Kur'an'da, 'Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın' denilir. Modern çağın dertleri hep Tanrı'yı unutmaktan kaynaklanmıyor mu sizce?"
“Allah’ın mescitlerinde O’nun isminin anılmasını (ve hükümlerinin yaşanır hâle gelmesini isteyenleri) engelleyen ve o mescitlerin harap olmasına koşan (uğraşan) kimseden daha zalim kim vardır? Onların oralara (istedikleri gibi değil) ancak korka korka girmeleri gerekir. Onlara dünyada rezillik, âhirette de büyük azap vardır.
(Mescitlerin tahribi, Fahreddin-i Râzî’ye göre iki türlüdür. Birincisi, binasını yıkma yönündendir. İkincisi de âhiret hayatını yok sayan zalim ve münafıklarca; gerek kapatmak, gerekse çeşitli planlarla insanları camilerden uzaklaştırmakla olur (bk. 7/45). Bu durumda da içi süslü olsa bile onlar harap demektir.) [49]”
“Düşün ki bugün Mezopotamya, İran, Irak, Anadolu, Afganistan, Filistin ve Mısır adıyla andığımız coğrafyanın bütün zenginlikleri ayağına akıyor. Düşün ki Fırat ve Dicle’de işleyen tekneler, denize açılan gemiler, deve kervanları, kağnılar, eşek katarları hep senin şehrine uğruyor. Sulama kanalları sebze ve meyvenin her çeşidini, toprak da hurma ve meyvenin bütün lezzetlerini halkına sunuyor. Ve hayatın tek amacı var: servet yığmak ve eğlenmek. Servet çoğaldıkça hırs artar, vicdan alıp başını gider. Hırs yaygınlaşıp vicdan azalınca toplumda tefecilik ve faiz çoğalır. İnsanlar birbirine şüpheyle yaklaşmaya, güvenmemeye başlar. Böyle bir toplumu yönetecek kişinin rütbesini bir kimlik gibi kullanması ve halkın hem güvenini hem korkusunu üzerinde taşıması gerekir. Bu da ancak tanrılıkla mümkündür.”
Onların kalplerinde (bâtılı sevme, maddeperestlik, dünyevîlik, şüphe, münafıklık ve küfür gibi manevi ölüme götüren) bir tür hastalık vardır. Allah da onların bu hastalığını artırmıştır. “İnanıyoruz.” diye yalan söylediklerinden dolayı onlar için dayanılmaz bir azap vardır.
(Çünkü yalan, münafıklık alametlerinin ilkidir.)