Kitabı Farika

Kitabı Farika
@yasingivanc
İstanbul üniversitesi
İstanbul
102 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Gel gel ki, beklenmektesin. 21. yüzyılın beklediği kimse değil, sensin. Geri gelmen çetin olacaktır belki. Ama gelmek zorundasın. Gelecek zaman sana gebedir, sen de ona gebesin. Doğum sancısına katlanmayı göze alamayan ana, hiçbir zaman doğuramayacaktır. Sen her türlü doğum sancısına katlanacak güçtesin.
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Beklenen
Müslüman! Tekrar ayağını Arza bas, tekrar arza bas. Çünkü Arz, her zamandan çok bugün sana muhtaç. Ya yeraltındasın, ya gök katlarının kıvrımları arasında. Sen ayağını bu yaşlı dünyanın bağrından çektiğinden beri, o, titreyişler, sarsıntılar, korku ve hey heyler içinde. Tekrar ayağını bas ki, dünyanın kalbi, bu düzensiz çarpıntısını durdursun. Yer yerine otursun. Çırpınan bir kurbanın birden sükûna kavuşması gibi sükûna kavuşsun ve senin kurtarıcı keskin bıçağına teslim olsun. Çünkü: dünya bir kurban gibi teslim olmadan, kurtarılamayacak ve dirilişe eremiyecektir.
Alıntı
Allahı kaybetmiş insan, neyi aramaktadır? Allahı aramayan insan, neyi bulacaktır? Kur'an'dan kaçan, hangi kitaba inanacaktır? Peygamberi görmeyen, hangi insanı görecektir? Cennetini elinden kaçırmış olan, Cehennemden başka neyi kazanacaktır?
Alıntı
Batılı korkutmaz, ezer. Hıristiyanın muştusu sahte bir muştudur. Bir taktiktir. Güneşin yakıcı-lığını saklar da sadece ışığından bahseder. O da, o ışığı, nice bulanık merceklerden geçirdikten sonra. Ayın soğukluğunu gizler de nurundan söz eder. Ne cehennemsiz cennet, ne cennetsiz cehennem olur. Hıristiyan bu hikmetten haberli değildir. O, sadece, sahte para basıp cömertlik yapan bir merhamet kalpazanıdır. «Merhamet» kelimesini kullanarak öcünü alır insanlıktan. Şekerden söz ederek, kanını emer, kanının içindeki şekeri emer insanın. Yahudi için gelecek zaman yoktur ki, muştu olsun. O, kanının son zerresine kadar zulme batmıştır. Yahudi, yoksulun hakkından bile birzulüm doktrininin anıtını yükseltmesini bilmiş kara bir dehadır. Zulmün, inkârın, güvensizliğin, kuşku ve korkunun dehasıdır yahudi. Bütün hazzı, yıkmakta, çürütmekte, çökertmekte... O, gökten kudret helvası yağarken sarmısak isteyendir. Peygamber öldürendir. Komünist, bir terör işçisidir. Komünizmin girdiği yere, sanki, kanın durmadan akma hastalığı da beraber girer. Ve her şeyden, ölüme kadar durmadan bir kan akar. Ve o kanı, hiçbir atılım durduramaz.
Alıntı
Bu çağın insanı, dünyaya kendini o kadar yerleşik saymaktadır ki, hicretin gök sofrası nimetlerinden haberli bile değildir. İçinde bir hicret mimarisi yoktur da ondan, ölüme karşı hazırlıksızdır. Ölümün sesi, onun için bir göç alarmı değil, bir yamyam tamtamıdır. O, ölüm önünde, yamyamlarla kuşatılmış bir beyazın duygusunu taşır. Çocuk kaçıran bir al karısıdır ölüm onun için. Evin önünde kişneyen saf kan bir arap atı değil. Ama müslüman, ölümden önce ölüme hicret etmiş kişidir. Ölüm, ona, nice yarış birincilikleri kazandırmış bir koşu atı değil midir? Akıncı, bir bakıma bir hicret adamıdır. Asker bir bakıma bir hicret adamıdır. Şehit, hicretini do-nanıp giden kişidir. Gaziyse hicretten dönendir. Biz, birkaç yüzyıldır, hicret köprüsünü yıktık. İçimizdeki Mekke ve Medine birbirinden koptu. Kişiyle toplum arasındaki birbirine göç ediş mi-marisi çöktü. Ahiretin bu dünyadaki izi olan hic-ret adamı özelliğini anlamaz olduk. Bu dünyaya yerleşmek istedik, o yüzden bir sürgüne mahkûm edildik, kendi kendimizden sürgün edildik. Çağdan sürüldük. Kendi ülkemizde sürgünüz şimdi.
Alıntı