Ivan Gonçarov'un Oblomov romanı çocukluğundan beri tembelliğe alışmış İlya İlyiç'in hayatını ele almaktadır. Sürekli olarak işlerini başkalarına yaptıran, hayalperest, uykucu Oblomov roman boyunca hayatın gerçek ve acı yüzüyle karşılaşacak ancak her şeyi anladığında çok geç olacaktır.
Bir toprak sahibinin oğlu olarak dünyaya gelen Oblomov, hayatı boyunca zorluk görmemiş ve ailesi tarafından şımartılarak büyütülmüştür. Farklı işlerde çalışmış ama yaşamın ona göre olmadığında karar kılmıştır. Hayatın kurduğu düşlerden ibaret olduğunu sanan Oblomov, uyanık olsa bile bir uyku halindedir. Onun düşlerinde kötülüğe, fitneye ve bozgunculuğa yer yokken gerçek dünya bunlarla doludur, ki bu kötülük onu daha tembel yapmakta ve rüyalar alemine hapsetmektedir. Çünkü huzuru sadece orada bulmaktadır. Dış dünyanın kötü duygularla dolu olduğunu düşünen Oblomov işlerini sürekli olarak ertelemekte bir anlamda yaşamayı geciktirmektedir. Hayatı ellerinden kayıp giderken ise artık bir şeyler yapmak için çok geçtir.
Kitabı çok beğendiğimi maalesef ki söyleyemeceğim. Bunun sebebi İlya İlyiç'e bir türlü alışamamış olmam. Sözlerini ve hareketlerini çocukça buldum. Her zaman sorumluluk almaktan kaçınan, sürekli olarak başkalarının sırtından geçinen, hep diğerlerinden bir çaba bekleyen bir karakter İlya İlyiç. Beden olarak büyüse de zihinsel anlamda her zaman ufak bir çocuktan farkı yok. Kitaptaki duygunun bana çok geçtiğini de söyleyemem. Olga ile aşkı da bana çok içten gelmedi.
Beklentilerimin altında kaldı tavsiye etmiyorum.