Jasmin

Jasmin
@yasmins

Jasmin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.·
2015 46. kitabı
Michael Ende
8.4/10 · 82,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kaç şehir,kaç acı, kaç sevinç,kaç hasret,kaç aldanış ve kaç öfke tanırsan tanı!İstersen değiştir tüm yolları yeni,patika yollar yap kendine! Taşlıdır adımların, yanlış iliklenmiştir hayat,zor yamanmıştır geride bıraktığın ömür. Şimdi sen bir hasret daha tanırsın senden gayrısı vuslat yaşar...Sen bir kelimeye sığınırsın senden gayrısı bir cümle yazar...Sen yeni bir zaman alırsın çevirirsin anahtarı ama dönmeyen bir devran seni karşılar hadi şimdi mumyala gençliğini ve odanın en kuytu köşesine bırak, uyandığında her sabah ilk o günaydın desin sana... Belki bu defa başka adamların ve kadınların maskelerine aldanmazsın! YASEMİN BAŞ
Kara gözlerini çatık kaşlarının altında sakla!Olmasa da gülümsemen ben seni öylece sever hep hatırlarım...Sonra bir çocuk umudu ekler istersen de uğurlarım...YASEMİN BAŞ
Şimdi ellerini tutmak gibi bir derdim var...Gözlerinin içindeki ışığı paylaşmak mesela ve sen burun kıvırırken çok şeye seni izlemek gibi dertler birazda.Gün saymak,ömrümü kısalttığımı bile bile bir çalım kokundan almak,sen anlatırken bir şeyler;sana hayranlığıma takılmak azıcıkta.Seni büyütmek gibi bir derdim var şimdilerde ne zaman küçüleceğinin endişesine sırtımı dönmek yani...Hani bütün mavilikleri sana bağlamak bütün mucizelerin sana çıkan yollarında beklemek gibi...Huzursuz bir huzurun kollarında sabaha karşı uyanmak ama geceye bağlarken yeni günü gözlerini dünyaya hep kapalı tutmak....YASEMİN BAŞ
ANNELER YAŞAYARAK ÖLÜRLER... Annem...Türküleri seven,boynunu bükülü tutmayı hayattan öğrenmiş annem; acılarını yattığı yatağa taşıyan,kimselere ümit beslemeyen kendi ümidini kendi doğuran annem,sana bu mektubu yakınında bildiğin ama uzakta yaşayan aciz bedenimle karalıyorum.Düşlerine yenik düşmüş,hayalleri hastalığı olmuş küçük bir kadın olarak ve saçındaki karların aynısından taşımayı erken yaşında üstlenmiş bir çocuk olarak...Giderse her şeyi unutacağını sanan,kalp ağrıları senin ağrılarına karışmasın diye anlatmaya utanan bir insan olarak...Ellerindeki tomurcuğu hep yeşertmiş ama çok fidanına acımasızca basılsa bile ağlamamış bir adam olarak... Şansızlığını cinsiyetine bağlayan,sabahtan öğleye kadar bile gülmeyi becerememiş bir kara yazılı olarak...Senin gülüşüne,yürüyüşüne ömrünü koymaya tereddüt etmeyen başını hep dik taşımış yürekli bir evlat olarak karalıyorum...Küçükken çizdiğimiz çiçekleri hatırlıyorum hep iyi notlar aldığım,sobanın üzerindeki kızarmış ekmekleri ve iftara yakın yuvarladığımız köfteleri...Ördüğün,kolaladığın yakalığımı...Yorgan ipliğiyle tutturduğun çizmelerimi...Çok güzel çizmeler giydim sonra ama gördüğüm her çocukta o çizmeleri aradım!Senin gibi sevdim bütün duygularımı ve hiç yalan söylemedim kendime bile..Sözlerimle acıtmadım hiç bir canı çünkü dilimde o pul biber acısını taşıdım yaşarken...Çok kapılar çarpıp çıktım anne!Kızarsın dik başlılığıma bilirim ama seversin sen yüreğimi avuçlarımda taşımamı...Ve yalnız tek bir kapıyı çarparken aklıma sen gelmedin çünkü sana koşuyordum,senin kokuna kederlerden nasibini almış ve hırçın. Sorgulamadığın kaçışlarımı sevdim ben...Film izlerken battaniyenin altında ''aşk var kızım sen yaz'' deyişine hayran kaldım...Bir adamı deli gibi severken ben küskünlükler içinde sigara yakıp vermene
Sağlık