Bazen bazı durumlar, olaylar, kişiler birilerinin ilgi alanı değildir. Kitapta Kapak Kızı’nın dergi kapaklarına poz veren biri olması, gerçek hayatta tanıdığım biri olsa “Aman banane, herkesin kendi hayatı.” diyebileceğim türdendi. Ancak ucu bize dokunmazsa! Kitabı okurken çevremde benzer kişiliklere rastladığımı ya da hayatıma denk geldiklerini hatırlayıp hayatımla bağdaştırdığım kısımlar oldu. O kişiler size bir şey yapmamış olabilir ama kendi acılarından başkasına kolayca acımayan bir karakteristik özellik kazanırlar. İstemeden de olsa etkiler, üzer, hatta bazen kırar geçerler.
Bu kitapta daha çok hayatın acımasızlığını —ya da insanlarınkinin mi desek— hep kırılmış bir Şebnem üzerinden görüyoruz. Kendisini kıranlara henüz aynı şekilde karşılık vermemiş bir Şebnem… Kitaptan kendime çıkardığım pay da bu olsa gerek. Toplumun ahlaki yapısına tamamen aykırı bir hayat yaşayan birini kınamadan önce empati kurmayı denerdim; fakat aynı kişiden “ummadık taşın etkisi” gibi bir darbe gördüğümüz anda bütün o empati duvarları yıkılıyor! Benim yıkıldı!
Ama Şebnem, Selda’nın empati duvarını ya da kendisiyle bağdaştırdığı kısımları yok edebilecek mi? Ersin, Şebnem’i affedebilecek mi? Belki de bunların hiçbirine kitapta okuyarak şahit olamayacağız. Kitabın devamı niteliğinde olan Yeşil Peri Gecesi’nde bakalım bu sorulara cevap bulabilecek miyim ?