Augustinus en sonunda anlar ki, bütün bu saydıklarının hepsi değişebilir, Tanrı ise hiç değişmeden kalandır; dolayısıyla Tanrı, zihinde değildir, çünkü O zihnin de hükümranıdır. O’nun hiçbir mekânı yoktur, çünkü O her seslenene aynı anda yanıt verendir.
Çünkü insanın içinde bulunduğu durum, kendi düşüncesine göre anlam kazanır; insan yaşamının sefil ve zavallı olduğunu düşünüyorsa, o yaşam sahiden sefil ve zavallıdır.
Felsefe: Şimdi hastalığının en önemli nedenini anlamış bulunuyorum. Sen kim olduğunu tanımaktan vazgeçmişsin. (…) Kendini unutman zihnini allak bullak etmiş. Bu yüzden sürgünde olmaktan ve bütün sahip olduklarını yitirmiş olmaktan acı çekiyorsun.