cansel kıraç, Kabil'i inceledi.
16 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

#kitapyorum

Yazarın okuduğum ikinci kitabı oluyor ve yazarın da ölmeden önce yazdığı son kitabı bu. Kitap kabil'den önce Adem ve Havva'nın cennetten kovulma süreci ile ile başlıyor. Ama daha önce bu tür anlatım ile okuduğunuzu düşünmüyorum. Yazar'ın muzip anlatımı ile kitap hem güzel hem de eğlenceli hale dönüşüyor. Kitap da Hâbil, Kabil ve Tanrı arasında geçen durumu, kabil'in habil'i ne için öldürdüğünü, onun sonrasın da neler ile karşılaştığı Yazarın güzel ve farklı kurgusuyla anlatılmış. Tavsiye edeceğim kitaplar arasın da. Yazarın diğer kitaplarını da en kısa zaman da temin edip okuyacağım.

Arda Çolakoğlu, bir alıntı ekledi.
16 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Stalin’le yan yana görev yapan generaller hatıralarında Başkomutanın eşine ender rastlanır yetenekte bir komutan olduğu görüşünü paylaşıyorlar.
Mareşal Jukov:
''Sağduyusu, politik yönetim tecrübesi, güçlü sezgileri, engin bilgisi silahlı mücadeleyi yönetirken J.V. Stalin’e yardım etti. Stratejik durumdaki temel faktörü bulur, iyice kavradıktan sonra düşmana karşı koyup, sonra da saldırıya geçmenin yolunu tasarlardı. Kesinlikle, başkomutanlık yapacak yeteneği vardı...
Ayrıca Başkomutanın askeri operasyonlara hazırlık, stratejik kaynakların sağlanması, çatışma için gerekli malzemelerin üretilmesi ve genel olarak savaşın sürdürülmesi için tüm ihtiyaçların karşılanması konusunda olağanüstü bir organizatör olduğunu söyleyebilirim. Hakkını teslim etmek zorundayız'' (G.K. Jukov. “Hatıralar ve Düşünceler”. Cilt 1. Bölüm 11, s. 342)
Mareşal Vasilevskiy:
''Savaştan sonraki ilk yıllarda N.S. Hruşçov ile güzel bir ilişkimiz vardı. J.V. Stalin’in operasyon stratejisi ile ilgili konuları incelemediği ve orduların operasyonlarını yönetebilecek yetenekte bir Başkomutan olmadığı açıklamalarından sonra bu ilişki bozuldu. Böyle bir şeyi nasıl iddia edebildiğini hâlâ anlamıyorum. Parti MK Politbüro ve bir dizi cephenin Askerî Konsey üyesi olan N.S.Hruşçov, Genelkurmay ve Stalin’in askeri operasyonları idare etme konusunda büyük bir otorite olduklarını bilmiyor olamazdı. Ordu ve cephe komutanlarının Genelkurmay ve Stalin’e büyük bir saygı duyduklarını ve silahlı çatışmanın yönetimi konusunda büyük bir uzman olarak gördüklerini de bilmiyor olamazdı.'' (A.M. Vasilevskiy. “Hayatımı Adadığım Mesele”. Bölüm 11, s. 246)
Amiral Kuznetsov:
''Büyük Vatanseverlik Savaşı yıllarında Başkomutan askerî konularda herkesten çok mareşal G.K. Jukov’la konuşurdu ve onu herkesten iyi tanıyan Jukov, hakkında 'Başkomutanlığa layık biri' derdi. Bildiğim kadarıyla Stalin’i gören ya da Stalin’le karşılaşan tüm komutanlar da bu görüşteydi.'' (N.G. Kuznetsov. “Keskin Dönüşler: Amiralin Hatıralarından“. Elektronik basım. R.V.Kuznetsovoy. - Yay: Fond Pamyati Admirala flota Covyetskava Sayuza N.G.Kuznetsova (admiral.centro.ru)i 1997. Ayrıca bkz: Voenno-isloriçeskiy jurnal. 1993, sayı:4, s. 51)
Sergey Konstantinov, “Nikita Hruşçov’un Şok Terapisi” isimli makalesinde işaret ediyor:
''Hruşçov, Kızıl Ordu’nun 1942 yılında Harkov yakınlarında uğradığı felaketin tüm suçunu Stalin’e yıkarken açıkça yalan söylüyordu. En son yayınlanan ve bu felaketin sorumluluğunu Hruşçov, Güneybatı cephesi komutanı Semen Timoşenko ve bu cephenin Askerî Konsey üyesi İvan Bagramyan’a yükleyen arşiv belgeleri, Aleksandr Vasilevskiy, Georgiy Jukov, Semen Ştemenko’nun hatıralarında anlattıklarını doğruluyor. Büyük Vatanseverlik Savaşı’nda Stalin’le birlikte görev yapan üst rütbeli komutanlardan çoğu, Hruşçov’un yürüttüğü de-Stalinizasyona, her şeyden önce Nikita Sergeyeviç tarihsel gerçekleri çarpıttığı için, oldukça olumsuz yaklaşıyorlardı. Ayrıca bu komutanlardan bazıları Stalin’e bir insan olarak da sempati duyuyorlardı. Hava mareşali Aleksandr Golovanov yazar Feliks Çuyev’e bu konudan bahsetmişti. Hruşçov mareşal Rokossovskiy’den Stalin hakkında, XX. Kongrede alınan kararlara uygun bir şeyler yazmasını istemişti. Ama Hruşçov şu karşılığı aldı: 'Nikita Sergeyeviç, Stalin yoldaş benim gözümde bir azizdir!' Başka bir seferinde Rokossovskiy ve Golovanov bir yemekte Hruşçov'la kadeh tokuşturmayı reddettiler...'' (S.Konstantinov. "Nikita Hruşçov’un Şok Terapisi.// Nezavisitaya gazeta. 2001. 14 Şubat)

Hruşçov'un Yalanları, Grover Furr (Sayfa 408 - Yordam)Hruşçov'un Yalanları, Grover Furr (Sayfa 408 - Yordam)
Arda Çolakoğlu, bir alıntı ekledi.
24 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Edebiyat alanındaki ödüllere isim verme fikri ilk olarak Gorki’den çıktı. Stalin’in SBKP(B) MDK ve MK birleşik genel toplantısında (7-12 Ocak 1933) yaptığı konuşmayı gazetede okuyan yazar çok coşkulu bir mektup yazdı.
16 Ocak 1933:
''Sevgili Josef Vissarionoviç!

'İç Savaş Tarihi' ile ilgilenen Sekreterya personeli ilk dört cilt için materyal seçimini tamamladı.

Editörlerin, yazarların bu materyalleri işlerken izleyecekleri yolu artık onaylamaları gerekiyor ve bu konuda yardımınızı rica ediyorum. Yazarlar taslak metni 31 Marta kadar teslim etmek zorundalar. Sizden çok rica ediyorum: lütfen bu işin yapılmasını sağlayın! Editörlerin bu çalışmayı sabote ettikleri izlenimine kapılıyorum.

Genel toplantıda yaptığınız etkili ve anlamlı konuşmayı büyük bir keyif ve hayranlıkla okudum. Emekçilerden çok güçlü bir yankı getireceğinden kesinlikle eminim. Patlamaya hazır fırtına öncesi sakinliğinde bir konuşmaydı, geçmiş yıllarda yakaladığımız ilerleme rüzgârı sözcüklerin yarattığı o sakin havayı dağıtacak, esip gürleyecek gibiydi. Hiçbir övgüye ihtiyacınız olmadığını biliyorum ama sanırım doğrulan söyleme hakkım var. Büyük bir insan, gerçek bir lidersiniz ve Sovyetler Birliği proletaryası başlarında mantığı kuvvetli, enerjisi tükenmeyen ikinci bir İlyiç olduğu için çok mutlu. Sizi kutluyorum, sevgili ve saygıdeğer yoldaş.

L. Peşkov (Gorki).''

Gorki mektubu yazdığı kâğıdın arkasına iki ekleme yapmış ve bunlardan İkincisinde şöyle diyor:

''Aleksey Tolstoy komedi dalında Sovyetler Birliği çapında bir yarışma planlıyor, bu yarışma hakkında bir karar taslağı hazırlamanızı arz ediyorum.

Yazarlar arasında büyük bir heves ve çalışma isteği hissediliyor, bu yüzden bu yarışma iyi bir sonuç verebilir. Ama tüm ülke çapında yapılacak bir yarışma için yedi ödül az, en az 15 ödül verilmeli ve birincilik ödülü 25 bin olmalı -Tanrının cezaları, parasız bir şey yapmazlar!- ve bu girişimi siz başlattığınız için, ödüller Stalin adına verilmeli.
Ayrıca: Neden sadece komedi? Dram dalında da ödül verilmeli...
Sizi bu konuyla meşgul ettiğim için özür dilerim.

AL (Gorki).''

Stalin 3 Şubat 1933 tarihinde Gorki’ye cevap gönderdi:

''Sevgili Aleksey Maksimoviç!

16.1.33 tarihli mektubunuzu aldım. İçten sözleriniz ve 'övgüleriniz' için teşekkür ederim. İnsan ne kadar rahatsız olsa da 'övgülere' kayıtsız kalamıyor. Benim de bu konuda diğer insanlardan farklı olmadığım belli oluyor...
3. Komedi (ve dram) yarışmasını birkaç gün içinde düzenleyeceğiz. Tolstoy’un önerisini geciktirmeyeceğiz. Tüm taleplerinizi kabul ediyoruz. Ama ödüllerin Stalin adına verilmesine kesinlikle (kesinlikle!) karşıyım.

Saygılarımla!

J.Stalin.'' (Alıntı: Vasiliy Soyma. “Yasaklı Stalin”. - Yay:OLMA-PRESS. 2005, s. 20-21.)

Hruşçov'un Yalanları, Grover Furr (Sayfa 443 - Yordam)Hruşçov'un Yalanları, Grover Furr (Sayfa 443 - Yordam)
Arda Çolakoğlu, Hruşçov'un Yalanları'ı inceledi.
33 dk. · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Söz konusu kitap yayınlanmış Sovyet arşivleri ile birlikte çeşitli bir çok kaynağın derlenerek hazırlandığı akademik bir çalışma sayılır. Kitapta ele alınan konu Nikita Sergeyeviç Hruşçov'un 1956'da 20. Kongre'de yaptığı asılsız suçlama ve iftiralarla dolu olan epeyce uzun konuşmasıdır. Bu konuşmanın önemi Varşova birliğini emperyalist kuşatma altına almış olan NATO ülkelerine ''Biz zayıf bir birliğiz kendi içimizde kavga ediyoruz'' mesajı vermiş ve bu ülkelerin eline büyük bir avantaj sağlamış olmasıdır. Konuşmanın Doğu ülkelerinin birliğine büyük bir darbe indirmesi kadar önemli sonuçları vardır. İşte kitapta dengeleri değiştiren bu önemli konuşmayı her açıdan inceleyen Tarihçi Prof. Grover Furr konuşmadan tam 61 tane yalan ortaya çıkarmıştır. Bu yalanların ise anti-stalinizmin temel taşlarını oluşturması dikkat çekicidir. Yazar bu 61 iddiayı gerek arşivlerle gerekse çeşitli belgelerle çürüterek aslında bir nevi anti-stalinizmin temel dayanaklarını da yok etmiştir. Yazarın bu kitapta komünist olmaması ve tamamen tarafsız bir çalışma ortaya koyması ise kitabın objektifliği, bilimselliği açısından önem arz etmektedir. Kitapta ayrıca söz konusu konuşmanın 1989 yılında İzvestiya gazetesinde yayınlanan tam metni de vardır.

Burcu Kırmızıgül (Yazar), Üç Kanlı Mandalina'yı inceledi.
53 dk. · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 6/10 puan

#burcukırmızıgül #üçkanlımandalina Bugün bitti,şimdi sıra yeni kitapta. Zonguldak'tan hikayeler... Kitabında madendeki işçilerin hayatlarından kesitleri kaleme almış Ali Kaya, birbirinden bağımsız hikayeleri okuyabileceğiniz bir kitap.Aslına bakarsanız kitapla alakalı olumlu ya da olumsuz bir yorum yapamayacağım,ara ara bilgilendirmiş yazar bizi,başka başka insanların hikayeleri var,Ayrı ayrı olduğu için hikayeleri özet geçmek kitabı anlatmak oluyor.Genel olarak Zonguldak,maden işçileri ve onların bazen üzücü bazende gurur verici hikayeleri var.

Buşra Arslan, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
55 dk. · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 10/10 puan

Kitaplarini severek okudugum bir yazar.Onu çok seviyorum. Keske hala aramizda olsaydi. Kürk montlu madona severek okuduğum bir kitap ve tekrar okumaktan mutluluk duyuyorum onun kitaplari benim hayatima renk katiyor

Ali AYDIN, Dokunmadan Sev'i inceledi.
59 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Elini tut dedi madem seviyorsun.Hayır dedi eğer Seviyorsa nerde olursa Olsun Kalbinin sesi illa duyulur...
Evli Umut'un Yassak Aşk hikayesi...
Kitabı okuyup bitirdiğimde anladığım tek şey yazar kitabına Kontrolsüz Dramatize Aşılaması.Şayet hayat'a dair Psikolojik olarak Mutluluğun önyargı ile nasıl bertaraf edildiği aşina...Kitabı çok keyf alarak okudum.Duygulandığım ve örnek aldığım yerlerde oldu.Şayet tasvip etmediğim yerlerde.Kitabı okuduğumda Şunu çok iyi anladımki şeffaf ilişkilerin her zaman şımartılmış ve her ne olursa olsun sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelen tutarsız ve kontrolsüz beklentilerin saçma yanlış şeçimlerle sonuçlanması...Tavsiye edermiyim bilmem ama okunması gereken bir kitap diyebilirim...