mukavvadan adam, Beni Onlara Verme'yi inceledi.
 8 dk. · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir Tarık tufan Kitabını daha okumuş bulundum.
bizim girip görmediğimiz semtlerin hikayelerini sunmuş, bir o kadar gerçekçi ve yalın.
Romantizm aşk vesair hisleri vardır kenar Mahalle insanların ama yaşayamazlar; yaşatmazlar.
Dertler kederler acılar bunların hikayesi, bana kalırsa,Tarık tufan melonkolik kelimeleri duyguları bu insanların hayatında ifşa etmiş bulunuyor bir dertçiçeği gibi açmış.
ancak böyle insanlarla acımtırak somutlaşma yapabilir ve yapmiş..
Başarılı, uslübuna alışık olan bilir.
Olumsuz ve nötr sonlarla biter hikayeleri,
sanki öyküleri,akşam ezanına yakın hava kararmakta olan ve mevsim kış öyle canlanıyor, bende.

Aynı Mahalle de ki insanlar karşımıza diger öykülerde de çıkar.
Mevzu aynıdır belki ama hikayeleer farkli acılar karakterler aşklar anneler babalar kardeşler, ayrı insanlar. Komşular Aynı kişiler hepsi aynı semtin çocukları
kalite de burda ortaya çıkıyor.

Yazar kendi ruh hali neyse onu kaleme almış, daha evvel okuduğum eserinde asosyal bir varlık olduğunu anlıyorsunuz.
Canlı Canlı sohbetine de katılınca onaylıyorsunuz bunu. :))

dostamisc, bir alıntı ekledi.
13 dk.

Her şeyden evvel iki tür yazar vardır: sırf ele aldığı konu için yazanlar ve sadece yazmak için yazanlar. Birinci tür kendisine, insanlarla paylaşılmaya değer görünen düşüncelere yahut tecrübelere sahiptir, ikinci türdekiler ise paraya ihtiyaç duyar ve dolayısıyla esasen para için yazarlar. Onlar yazmak için düşünürler ve düşüncelerini eğip bükerek uzattıkça uzatmalarıyla kendilerini ele verirler...

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 77 - Say)Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 77 - Say)
FeslegenKokusu, Erik Ağacı'ı inceledi.
24 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

kitap ikinci dünya savaşı sırasında nazi yönetimindeki Almanya'da geçiyor. bir yahudi ve bir hristyan arasındaki aşkı sevgiyi anlatıyor. kitabı okurken o günleri yaşatıyor, o acılar, o tarif edilemez duygular, toplama kampındaki gördükleri, giden kişilerin geri dönmeyişleri, haber alamadan bekleyişler, kampta çekilen tüm acılar .. yazar yaşamındaki bir kısmı gerçek olan olayları kısmen üzerinde oynayarak kişilere yansıtarak kitaba aktarmış. okunulabilir bir kitap oldu. kalın diye gözümde büyüttüm ama sayfaları çevirdikçe hızla erittiğim bir kitap oldu.

Sare Gökmen, Locke Lamora'nın Yalanları'ı inceledi.
27 dk. · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 9/10 puan

George R. R. Martin'e kesinlikle katılıyorum. Kitap canlı, fazlasıyla orjinal ve çekiciydi.
Camorr şehrininde, hırsızların lideri ile Camorr Dük'ü arasında yapılmış gizli bir barış var. Bu barışa göre hırsızların dokunamayacagı ve dokunabileceği bölgeler belli. Locke Lamora bir hırsız. Hırsızlar arasında sıradan bir hırsızmış gibi tanınsa da aslında kıvrak zekası sayesinde göründüğünden fazlası. Kitap Locke ve çetesi Centilmen Piçler hakkında.
Başlarda dünyaya hakim olamadım ve sıkıldım. Direk bir olayın ortasında başlıyoruz. Geçmiş ve şimdiki zaman aynı anda anlatılıyor. Bu sebeple başta kitapta ne oluyor hiç adapte olamadım. Bu yüzden kitabı bitirmem uzun sürdü.
Ne zaman ki yazarın diline alıştım, ondan sonrası aktı gitti. Bitsin istemedim. Neyseki devam kitapları var.
Kitapla ilgili olumsuz olarak söyleyebileceğim tek şey çok fazla detaya girmesiydi. Yazar bu detayları asla boş yere vermiyor tabiki. Onları bize veriyor ki olayın temelinde yatanları anlayalım. Sonuçta yepyeni bir dünya kuruluyor kitapta. Ama yine de çok fazla geldi. Biraz daha az olsaydı kusursuz olabilirdi kitap benim için. Aralarda bazen alakayı yakalayamadıgım için okumam yavaşladı. Ama kitabın son sayfasını kapattığımda anlatılan her şeyin bir sebeple anlatıldıgını, hikayeyi tamamladıgını gördüm.
Devam kitaplarını kesinlikle okuyacagım. Karakterleri özleyeceğimden eminim.

fazi, Güvercin'i inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir çırpıda okudum diyerek başlamak doğru olur incelememe bence.. Patrick Süskind, Koku sayesinde beni kendine hayran bırakmış bir yazar; başucu kitabımın yazarı!
Güvercin ise kısa ama özünde birçok duyguyu barındıran bir eser. Psikolojik bir kitap olmasının yanı sıra betimleyici bir anlatım kullanmış Süskind.
İkinci dünya savaşı sırasında ailesi toplama kampıma götürülen Jonathan Noel, amcası tarafından büyütülür ve yine amcası evlenmesine karar verir. Ancak evliliğin ilk zamanlarında karısı onu başka birinden hamile olduğu için terk eder. Bu olay sonrası kimseyle iletişim içinde olmak istemez ve dış dünyaya kapatır kendisini. Ta ki bir güvercin görene kadar!
Hem geçmişini hem de bugününü sorgulayacak olan Noel'in sıradan hayatı birden altüst olur.
Etkileyici ve kolayca okunacak güzel bir eserdi. Kısa zamanda okuyabileceğiniz farklı bir kitaptı.

Ambrosia//, Barbarlar Şehri'yi inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Savaş bizi ölüme terk etti,
Şehir bizi diri diri yedi."
Amerika, Kırmızı Müttefikler tarafından işgal edilmiş, yağmalanmış, bombalanmış, yok edilmiş. Halk, hayatta kalmak için çeşitli kamplar kurmuş. Rolladin ve fuhuş efendileri tarafından yönetilen Park da bunlardan biri. Phoenix, Skyler ve anneleri Sarah Miller de Park'ın sakinlerinden biri.
Bir gün Skyler annesinin geçmişteki günlüğünü buluyor. Bu günlükte, savaşın ilk yılları Sarah'ın gözünden anlatılıyor. Skyler ve Phoenix annesinin ve savaşın bilinmeyen taraflarını öğrendikçe işler karmaşık bir hale gelmeye başlıyor.
Kitap bence çok güzeldi. Hem içi hem de dışı. Kapağı, tasarımı insanı okumaya teşvik ediyor. Kitabı kapağına göre yargıladığımı düşünmeyin, kitabın içeriği de bir o kadar güzeldi.
Kitap klasik bir distopya. Bana bazen Açlık Oyunları'nı anımsatsa da yazarın kendine özgü bir anlatımı var. Yazar okuyucuyu şaşırtıyor. Tabi bazı şeyler önceden tahmin edilse bile çoğu zaman şaşırıp kalıyorsunuz. Kitap bazen çok klişe bazen de çok özgündü ancak kitabın bazen distopyadan uzaklaşıp klasik bir aşk romanına döndüğünü düşünüyorum. Bilim kurgu, fantastik, distopya türü kitaplarda romantizm bazen kitabı daha akıcı yapabiliyor ama fazlası da kitabın konudan saptırıyor.
Ayrıca olayları hem Phee hem de Sky'ın ağzından dinlemek güzeldi. İlk önce zorlandım ama karakterleri tanıyınca alıştım.Phee ve Sky çok zıt karakterler oldukları için olayları çok farklı iki bakış açısıyla ele alıyorsunuz. Bu da kitap üzerinde daha fazla düşündürüyor. Bazen ikisine de hak verdim, bazen ikisine de katılmadım. Söylemeden geçemeyeceğim, şahsen ben Phee'yi daha çok sevdim.
Ancak kitapta birkaç yazım hatasına rastladım. Umarım kısa sürede düzeltilir. 1 puanı da oradan kırdım.
Bir de, spoiler olmasın ama kitap çok güzel bitiyor. Çok zekice. Böyle bir son aklımın ucundan bile geçmezdi. Lee Kelly'nin ilk kitabı olmasına rağmen gayet güzel yazılmış. Diğer kitaplarını da sabırsızlıkla bekliyorum.

Emel Uzunoğlu, Dönüş Yok'u inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Oldukça akıcı anlatıma hakim.Söyleyebilirim ki en fazla 2 gün içerisinde kitabı bitirmiş oluyorsunuz.Kitapta çok sevdiği kocasının kendisine atmış olduğu iftiranın,intikamını anlatıyor yazar.Çok severek okudum.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar :)