Ankara'nın bukalemun tarzında her dakika tahvvülata uğrayan ahval-i havaiyesi icabatı Sabahtan beri pek sıcak olan havada şedid Bir Yağmur fırtınası başladı çadırın altında adeta tehaccümden korkan insanlar vaziyetinde bulunuyoruz
yeni ve pamuk çadırların aralarından nüfuz eden Yağmur katreleri arasında Ben de şu defteri elimde tutuyorum ve hala da yazıyorum o Yağmur pek ziyadeleşti sanki bardaktan boşanıyormuş gibi devam ediyor
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O ölümsüz yazar Bunyan'ın İmanlı’yı yargılayan tutkuların kararlarını açıkladıkları sahneyi seyredenler arasında İmanlıya kim acır ki? Bizi mahkûm eden kalabalıklar karşısında suçsuz olduğumuzu bilmek -suçlandığımız şeylerin aslında bizim iyi yönlerimiz olduklarına inanmak- bazen son derece büyük insanların bile erişemedikleri ender rastlanan kutlu bir kaderdir. Asıl acınacak olan kader, kendisini taşa tutanların sırf birtakım çirkin duygularla hareket ettiklerine inansa da, Doğruları söylediği için değil de, göründüğü gibi bir adam olmadığı için taşlandığını bilen ve bu yüzden kendini
masum sayamayan bir insanın kaderidir.
Sıradan bir yazar olarak kalemimi başkalarının düşüncelerine hizmet uğruna satmaya karar vermediğim sürece, doğru dürüst geçinmeme yetecek bir gelirden daha fazlasını kazanıp kazanmayacağım yazı tura atmak gibi sırf şansa kalmış bir şey.
Çağımızda bir düşünür, bir aydın, bir yazar, bir sanatçı yalnız kendinin değil, başkalarının; yalnız kendi ülkesinin değil, başka ülkelerin sorunlarıyla da ilgilidir. İlgili olmak zorundadır. Bir başka deyişle kendinden ve çağından sorumludur. Sorumluluk . . . işte Sartre'ı tanımlayacak sözcüklerden biri. İkinci sözcük: Özgürlük. Üçüncüsü ise: Umut.