Alev Coşkun

Alev Coşkun

Yazar
8.8/10
20 Kişi
·
53
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.199
Gösterim
Adı:
Alev Coşkun
Tam adı:
Mehmet Alev Coşkun
Unvan:
Türk Siyasetçi, Yazar
Doğum:
Ödemiş, İzmir, 1 Aralık 1935
Alev Coşkun 16.Mart.1936 (nüfus kağıdında doğum tarihi 1.Aralık.1935’tir.) yılında Ödemiş’in eski mahallesi, Emmioğlu mahallesi, Emmioğlu sokak’ta doğdu. Bu sokakta doğduğu ev halen İnönü ilkokulunun tam karşısındadır.

Ailesi köklü bir aile olan, Ekmekçi Hacı Abdullah sülalesi ile Kenanlar sülalesine dayanır.

Babası Emin Adnan Coşkun, Milli Mücadelede Yunan askeri güçlerinin Ödemiş’i işgal etmeleri nedeniyle ancak ilkokulu okuyabilmiştir. Terzilik öğrenmiş ve Ödemiş’te Terzi Emin adıyla tanınmış daha sonra, tütün tarımı ve ticareti ile uğraşmıştır. Babası Atatürkçü ve gerçek bir Kuvayı Milliyeciydi.

Annesi Emine Sacide (Nacide) Balkan Savaşı sırasında Rumeli’den (Pirlepe) göç eden Ali Çavuş’un kızıdır. Coşkun, annesini iki yaşında iken kaybetti, kendisini babaannesi Zehra hanım büyüttü.

Alev Coşkun öğrenimine, Ödemiş’te Cumhuriyet ilkokulunda başladı ve İnönü İlkokulunda bitirdi. 1948 yılında Ödemiş ortaokuluna başladı. İkinci sınıfta, Buca Ortaokuluna yatılı olarak geçiş yaptı. Buca ortaokulundaki eğitiminden sonra İzmir Atatürk Lisesi’ne yatılı olarak kaydı yapıldı. Liseyi 4 yıl okuyan Alev Coşkun 1955 yılında Atatürk Lisesinden diplomasını aldı.

Alev Coşkun İzmir Atatürk Lisesi yıllarında sosyal yönden çok hareketliydi. Bütün öğrencilerin katıldığı seçimle yapılan İzmir Atatürk Lisesi Öğrenci Başkanlığını, Lise III. de iken kazandı ve Lise IV. de sürdürdü.

Ayrıca o yıllarda İzmir’de kurulan Liseler Arası Kültür Faaliyetleri Başkanlığına da yine bütün liselerden seçilen öğrenci Başkanlarının oyu ile seçildi. O sırada İzmir’deki en önemli liseler, Atatürk Lisesi, İnönü Lisesi, Kız Lisesi, Karşıyaka Lisesi, Amerikan Kolejiydi.

O yıllarda (1950-1955) İzmir’de henüz Üniversite yoktu, sadece İzmir İktisadi Ticari İlimler Akademisi vardı.

Tüm liselerin katılımıyla yapılan kültür ve şiir günlerinde genç Alev Coşkun ön safta yer alıyordu.

Alev Coşkun İzmir Atatürk Lisesini 1955 yılında bitirince, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı, ve 1960 yılında bu fakülteyi bitirerek diplomasını aldı.
Alev Coşkun’u fakülte yıllarında özellikle 1957 seçimlerinden sonra çok aktif olarak öğrenci hareketlerinin içinde görüyoruz. 1957 seçimlerinde Ödemiş ve İzmir’de yerel seçim çalışmalarına katıldı.

1958 yılında, Fakültede okurken CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Bürosunda çalışmaya başladı. Aynı yılın sonunda CHP İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanlığına seçildi.

1960 öncesi öğrenci hareketleri içinde özellikle, 28.Nisan olaylarında aktif olarak yer aldı.

D.P.’nin son yıllarında TBMM’de kurulan Tahkikat Komisyonu tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılınca, İstanbul’dan gizlice ayrılarak doğrudan Ödemiş’e geldi. Bu dönemde yakalanmamak için Ödemiş’te Bozdağ ve Beydağ’larda dağ köylerinde gizlendi. Doğaldır ki, dağ köylerinde onu bulabilmek söz konusu olamazdı.
27.Mayıs.1960 Devriminden sonra tekrar İstanbul’a döndü ve CHP İl Gençlik Kolu Başkanlığı görevini sürdürdü.

Kurucu Meclis’e Seçilişi
1961 Anayasasını yapmak için oluşturulacak olan Kurucu Meclis seçimleri 1960 Aralık ayında yapıldı. Alev Coşkun parti içinde yapılan seçimlerde, CHP Gençlik Kollarını temsilen Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Kurucu Meclis oluşumunu sağlayan yasaya göre Kurucu Meclis’e seçilme yaşı 25 idi, ve Alev Coşkun 25 yaşında Kurucu Meclis’in seçimle gelen en genç üyesi unvanını kazandı.

1961 Anayasasını hazırlamakla görevlendirilen Kurucu Meclis 6.Ocak.1961 tarihinde açıldı, üyelerin yemin töreninden sonra yapılan Meclis Başkanlık Divanı seçimlerinde Alev Coşkun Kurucu Meclis Başkanlık Divanı Katip üyeliğine seçildi.

Kurucu Meclis Ekim 1961 tarihine kadar sürdü. Bu sırada Mecliste oluşturulan Gençlik Komisyonunda görev aldı. Kredi ve Yurtlar Kurumu Yasasının oluşmasına katkıda bulundu ve Meclis müzakerelerinde bu yasanın sözcülüğünü yaptı.

Kurucu Meclis’ten sonra, Eylül 1962’ye kadar, Alev Coşkun bir yandan Avukatlık stajını tamamladı, öte yandan da George Town Üniversitesinin Ankara’daki İngilizce okuluna devam etti. Temmuz 1962’de Ankaralı bir ailenin kızı olan Nur Gücüyener ile evlendi.

Eylül 1962 de 2 yıllık askerlik görevini yapmak üzere Yedek Subay okuluna gitti, 6 aylık dönemden sonra Askerliğini MSB’lığı Kanunlar ve Kararlar Dairesi’nde yedek subay teğmen olarak tamamladı. Bu zaman sürecinde de İngilizce çalışmalarını sürdürdü. Birleşmiş Milletlere bağlı Institute of International Education adlı kuruluştan bir burs kazanarak Eylül 1964’de Amerika’ya gitti.

ABD’de, Southeren Illinois University, Carbondale, Illinois’te ileri İngilizce kurslarına katıldı. Mart 1965’de Ohio State University’de Siyaset Bilimi lisans üstü eğitimine başladı. Aynı yılın yaz aylarında New York kentinde Fordam University yaz kurslarına devam etti. 1965 Eylül ayında New York University (NYU) de Graduate School of Public Administration okulunda Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında eğitimini yoğun olarak sürdürmeye başladı ve 1967 yılında Kamu Yönetimi Master Derecesi (MPA) aldı. Master Tezi: “Control over Administration and The Council of State in Turkey” (İdarenin Kontrolü ve Türkiye’de Danıştay) adını taşımaktadır.

1967’den sonra T.C. MEB Bursunu kazanarak Doktora çalışmalarına yine ABD’de devam etti. 1969 yılında New York Üniversitesinde tüm doktora imtihanlarını üstün başarı ile vererek doktora tezini yazmaya hak kazandı.

Bu arada New York’ta kurulan Türk Öğrenci Derneği Başkanlığına seçildi. Bu kuruluşun 1966-1969 yılları arasında başkanlığını yaptı ve New York’ta Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonun da (The Federation of Turkish – American Associations) kuruculuğunu yaptı.

Doktora tezini yazarken 1969-1972 yılları arasında üç akademik yıl ABD’de College of New Rochelle, New York’ta Siyaset Bilimi üzerinde ders vermek üzere öğretim üyesi olarak kabul edildi. Bu kolejde, siyaset bilimi, Amerikan siyaset sistemi, Ortadoğu’da politika adlı dersleri verdi.

1972 yılı ilkbaharında, N.Y.U. da Kamu Yönetimi üzerine doktorasını tamamladı, doktora tezini savundu ve doktora diplomasını aldı. (DPA)

Doktora Tezi: “Administrative Systems and Management, Performance of Selected Public Enterprises-Comparative Analysis: TVA-U.S.A.; Renault-France; I.R.I.Italy; Sümerbank-Turkey”. adını taşımaktadır. (Seçilmiş Kamu İktisadi Teşebbüslerinin idari Sistemleri ve Yönetim performansları – Mukayeseli Analiz- ABD:TVA, Fransa: Renault, İtalya: IRI, Türkiye: Sümerbank)

1972 yılının Sonbaharında Türkiye’ye döndü ve Hacettepe Üniversitesi – Ekonomi bölümüne öğretim üyesi olarak atandı.

Eylül 1972- Haziran 1973 döneminde Bülent Ecevit’in yayınladığı Özgür İnsan adlı dergide inceleme yazıları yazdı.

1973 yılı Mayıs ayında, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit tarafından 1973 seçimlerini yönetmek için CHP İzmir İl Başkanlığına getirildi. Alev Coşkun eski deneyimleri ve ABD’de edindiği bilgi ve gözlemlerle İzmir’de çok başarılı bir seçim kampanyası yönetti.

Ekim 1973 seçim sonuçlarına göre 1950 yılından beri, 1973 seçimlerinde ilk kez CHP İzmir’de birinci parti konumuna yükseldi. İzmir’den CHP 9, A.P. 8 ve D.P. 1 milletvekili çıkardı ve Alev Coşkun 37 yaşında İzmir Milletvekili olarak TBMM’ne girdi. İl Başkanlığı yerel seçimleri yönetmesi için uzatıldı. İzmir’de CHP’nin Belediye Başkanlığını kazandığı (İhsan Alyanak’ın seçilmesi) seçimleri yönetti.

1974 yılında yapılan CHP Kurultayında Alev Coşkun CHP Parti Meclisine seçildi, Parti Meclisinin yaptığı seçimler sonucunda CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi oldu. Ayrıca partinin genel basın sözcülüğüne seçildi.

1976 yılında yapılan CHP Tüzük Kurultayında CHP’nin “Demokratik Sol” parti programı kabul edildi.

Bu programın bütün Türkiye’deki Bölge toplantılarından sonra CHP ve Demokratik Sol adlı kitabını yayınlandı. Bu programın ayrıntılı bir biçimde yorumunun yapıldığı kitap, artık bir klasik kitaptır.

1977 yılında yapılan erken genel seçimlere giren Alev Coşkun, ön seçimle CHP İzmir Listesinin 3.sırasına geldi ve yeniden İzmir Milletvekili seçildi.

6 Ocak 1978 yılında kurulan Ecevit hükümetinde Turizm ve Tanıtma Bakanlığına getirildi, Bakanlığı, Ekim 1979 tarihine kadar sürdü. Alev Coşkun’un bakanlığı sırasında Çanakkale’den Adana’ya kadar bütün kıyı şeridinin Master planı tamamlandı ve bu plan onaylandı. Eğer bugün kıyılarımızda bir Turizm düzeni varsa, bunun onaylanan bu plan sayesinde başarılı olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.

Alev Coşkun’un Turizm Bakanlığı döneminde, Güney Antalya Organize Turizm Projesi başlatıldı. Dünya Bankasından alınan kredi ile başlatılan bu proje ile Türkiye’nin yatak sayısı ikiye katlanmış oldu.

12.Eylül.1980 darbesinden sonra, Alev Coşkun yasaklı bir siyasi kişilik olarak kendisini yeniden yoğun okuma ve yazmaya verdi. 1981-1988 arası hukuk danışmanlığı yaparak, ailesini ve iki kızını yaşatmak ve okutmak yoluna gitti. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Turizm Bölümünde Yönetim Bilimi dersleri verdi.


1989’da yapılan yerel seçimlerde CHP İstanbul Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Nurettin Sözen’in seçim kampanyasını yönetti. Sözen’in başkanlığı kazanmasından sonra, o sırada CHP Genel olan Erdal İnönü’nün isteği ile İstanbul Belediyesi Genel Sekreterliğine atandı.
Nisan 1989 – Nisan 1991 arasında iki yıl süren bu görevinden Alev Coşkun kendi isteği ile istifa ederek ayrıldı.
1991 Ekiminde yapılan genel seçimlerde İzmir 4. Bölgeden aday oldu ve ön seçim sonucu liste ikincisi oldu. Seçim sonucunda, 22 eksik tercih oyu nedeniyle seçimi kazanamadı.
1992 yılı Nisan ayında, İlhan Selçuk’un daveti üzerine Cumhuriyet gazetesini yayınlayan Cumhuriyet Yayıncılık A.Ş.’nin Yönetim Kuruluna seçildi. Çok kısa bir süre sonra Yönetim Kurulu Başkanlığına getirildi.
Cumhuriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı olarak, gazetenin Başyazarı İlhan Selçuk’la çok yakın olarak çalıştı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı 2006 yılına kadar kesintisiz 14 yıl sürdü. Aynı tarihte Cumhuriyet gazetesinin imtiyaz sahibi olan Cumhuriyet Vakfının Başkan Vekilliğine getirildi. Bu görevi halen devam etmektedir.
1992-2002 yılları arasında ayrıca Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde ve İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılapları Enstitüsünde öğretim üyesi olarak Türkiye’nin Siyasal Gelişim Tarihi dersini verdi:
1996 yılında belgelere dayalı olarak yayınladığı, Kuvayı Milliye hareketinin başlangıcını anlatan Ege’de Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu kitabı çok büyük etki yarattı.
Alev Coşkun’un iki kızı ve iki kız torunu vardır.
Alev Coşkun Cumhuriyet gazetesi’nde ve önemli dergilerde güncel, siyasal yazılar yazmaktadır.

Alev Coşkun’un yayınlanmış kitapları, tarih sırasına göre aşağıda çıkarılmıştır:
1. CHP ve Demokratik Sol, Tekin Yayınları, 1978.
2. Birleşmiş Milletlerde Çin, (Kendi Yayını) 1979.
3. Demokrasinin ve Basın Özgürlüğünün Temel İlkeleri, (Kendi Yayını) 1988.
4. Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu, Cumhuriyet Kitapları (6.Baskı) 1996
5. Sepetteki Laleler-Siyasal ve Toplumsal Yazılar, Cumhuriyet Kitapları, 1997
6. Tarihi Unutmamak-Günceli Yakalamak, Cumhuriyet Kitapları, (3.Baskı) 2006
7. Hasan Ali Yücel-Aydınlanma Devrimcisi, Cumhuriyet Kitapları (3.Baskı) 2007
8. Samsundan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Cumhuriyet Kitapları (20. Baskı) 2008
9. Yeni Mandacılar, Cumhuriyet Kitapları (3.Baskı) 2009
10. Anayasayla Sivil Darbe, Cumhuriyet Kitapları, 2010
11. Liberal Ekonominin Çöküşü- Küresel Kriz, (2. Baskı) Cumhuriyet Kitapları, 2011
12. Ödemiş’ten Zirveye Tırmananlar – Beş Öncünün Öyküsü (1860-1960), (2.Baskı), Ödemiş Belediyesi Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi Yayını, 2012
13. Özgürlük Mücadelesi Tarihimiz – Devrimin İlk Karşıtları (2.Baskı), Cumhuriyet Kitapları, 2012
14. Sosyal & Psikoloji Dalının Kurucusu - Dünya Ölçeğinde Bir Bilim İnsanı - Ödemişli Muzaffer Şerif (Başoğlu), 2013

Alev Coşkun, etkin bir yazar, yakın siyasi tarih uzmanı olarak D.P. dönemi hakkında bir kitap üzerinde çalışmaktadır. Ayrıca Atatürk hakkında bir araştırma yapmaktadır.
İzmir’in yetiştirdiği bir siyaset adamı, düşünür ve yazar olarak, Alev Coşkun’un kitapları İzmir Atatürk Lisesi Müzesinde ve ayrıca Ödemiş Belediyesi Yıldız Kent Arşivi Müzesinde yer almaktadır.
Sorularımı bitirip veda etmek üzere ayağa kalktığımda dedi ki:

-"Biraz daha oturunuz lütfen."

Oturdum. Şöyle bir konuşma geçti aramızda:

-"Soracağınız sorular bitti mi?"

-"Bitti Paşam."

-"Bu vatan içine düştüğü bu felaketten nasıl kurtarılır, istiklaline nasıl kavuşturulur? diye bir soru sormanızı beklerdim."

- "Af buyurunuz Paşa hazretleri, bugün içinde bulunduğumuz bu şartlardan bu vatanın kurtulmasını en uzak ihtimalle dahi mümkün görmediğim için böyle bir soru sormadım."

- "Siz gene de böyle bir soru sormuş olunuz, ben de cevabımı vereyim, fakat yazmamak şartıyla."

- "Zatıalinizi dinliyorum Paşa hazretleri."

-"Bakınız Cevat Beyefendi, sizin imkânsız gördüğünüz kurtuluş yolları vardır. Bugün herhangi bir teşkilatçı Anadolu’ya geçer de milleti silahlı bir direnişe hazırlarsa bu yurt kurtarılabilir. Heyecanlanmıştım. Birinci Dünya Savaşı süresince gücümüzü öylesine tüketmiştik ki elimizde hiçbir şey kalmamıştı. Harplerden sağ kalanların ise ayakta duracak hâlleri yoktu."

-"Nasıl olur Paşa’m?" diye yerimden fırladım.
Paşa sakindi:

-"Hatıranızdan geçenleri tahmin ediyorum, dedi; doğrudur. Görünüş tamamen aleyhimizde. Ama düşmanlarımız olan bu büyük devletlerin bir de iç yüzleri var."

-"Nasıl Paşam?"

-"Anlatayım. Siz sanıyor musunuz ki savaşı kazanmakla müttefikler aralarındaki bütün sorunları çözmüşlerdir. Aralarındaki asıl rekabet şimdi başlayacaktır. Asırlarca birbirleriyle boğuşan Fransızlarla İngilizleri ortak düşman tehlikesi birleştirdi. Şimdi o eski rekabet, bıraktıkları yerden tekrar başlayacaktır. İtalya’nın da başı dertte. Onlar da her an bir iç karışıklık yaşayabilirler. Sonuçta, Anadolu’da başlayacak bir millî direnişle hiçbiri mücadele edecek durumda değildir. Böyle bir mücadelenin tam sırasıdır."

-"Paşam, millî direniş... Güzel, ama neyle? Hangi askerle, hangi silahla,hangi parayla? Malesef Paşa’m, kupkuru bir çölden farksız oldu bu güzel vatanımız."

-"Öyle görünür Refii Cevat Bey, öyle görünür. Ama çölden bir hayat çıkarmak lazımdır. Çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Bu teşkilat organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur."


Mustafa Kemal’e veda ettim; matbaaya geldim. Ne kafam almıştı ne mantığım. Daha doğrusu anlattıkları bana deli saçması gibi gelmişti. Matbaada arkadaşlar anlat diyorlardı; neler söyledi?

Anlattım:
Şu sıralar Anadolu’ya geçilir, orada teşkilat kurulur, vatan bağımsızlığına kavuşur, millet de özgürlüğüne kavuşurmuş, anladınız mı arkadaşlar?

Bu deli değil, zırdeliymiş.
O günlerde, o şartlar içinde İstiklal Mücadelesi’ne atılıp Türkiye’yi kurtarmaktan söz edenlere karşı herkes benim gibi düşünürdü. O günlerde böyle düşünen tek adam oydu; tek adam!
Tarih kitapları ciddidir. Ne de olsa yüzleri asıktır; güleç değildirler. Belgelere dayanıyorsa dipnot zorunludur. Ama dipnotlu kitap okumak zordur, zahmetlidir.
General Milne’nin Mustafa Kemal’in acilen İstanbul’a dönmesini istemesinden bir gün sonra (7 Haziran 1919) Samsun yoluyla İstanbul’a gönderilmekte olan 10.000 tüfek sürgü kolu ile 12 top kamasına Mustafa Kemal el koydu. Havza’daki silâh deposundaki silahları da halka dağıttı ve evlere taşıttı.
Padişahla Son Buluşma

“Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahdettin’le âdeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında dirseğini dayamış olduğu bir masa, üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu: Birbirine paralel hatlar üzerinde düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuş! Manzarayı görmek için başımızı sağa sola çevirmek kafi (yeterli) idi. Vahdettin hiç unutamayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:

-Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilave etti), tarihe geçmiştir.

Bunları unuttun, dedi; asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa; devleti kurtarabilirsin!”

Yukarıdaki bu paragraf Atatürk’ün kendi anlatımından aynen alınmıştır. Ne var ki, Vahdettinci yazarlar bu paragraftan büyük sonuçlar çıkarırlar. Padişahın bu sözlerini öne sürerek Mustafa Kemal’e “vatanı kurtarma” görevi verdiğini belirtirler. Bu sözleri bir belge olarak gösterirler.

Ancak Mustafa Kemal’in bu sözler karşısında ne düşündüğünü ele almazlar, orasını es geçerler…Mustafa Kemal Vahdettin’in bu sözleri karşısında bir an tereddüt geçirdi. Anılarında şöyle diyor:

Şaşırdım Kaldım

“Bu son sözlerinden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle samimi mi konuşuyor? O Vahdettin ki yabancı hükümetin yüzüncü derece aletleri ile temas arayarak, devletini ve saltanatını kurtarmaya çalışıyordu. Bütün yaptıklarından pişman mı idi? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir tahmin ile başka bahislere girişmeyi tehlikeli saydım. Kendisine basit cevaplar verdim:

– Hakkımdaki teveccüh ve itimada arz-ı teşekkür ederim (şahsıma gösterdiğiniz güvene teşekkürlerimi sunarım). Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz.”

Mustafa Kemal bu yanıtları verirken kafasındaki “bilmeceyi de” çözmeye çalışıyordu, şöyle diyor:

“Kafamdaki muammayı da (bilmeceyi) halletmeye uğraşıyordum. Çok iyi anladığım, veliahtlığında, padişahlığında bütün his ve fikirlerini, temayüllerini (eğilimlerini), sahtekarlıklarını tanıdığım adamdan nasıl yüksek ve asil bir hareket bekleyebilirdim? Memleketi kurtarmak lazımdır, istersem bunu yapabilirmişim. Nasıl? Hemen hüküm verdim: Vahdettin demek istiyor ki, hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek dayanağımız İstanbul’a hâkim olanların siyasetine uymaktır. Benim memuriyetim, onların şikayet ettikleri meseleleri halletmektir. Eğer onları memnun edebilirsem, memleketi ve halkı, bu siyasete karşı gelen Türkleri de yola getirirsem, Vahdettin’in arzularını yerine getirmiş olacaktım.”

Mustafa Kemal hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde hemen yanıt verdi:

“- Merak buyurmayın efendimiz, nokta-i nazar-ı şahanenizi (çok güzel görüş açınızı) anladım. İrade-i seniyeniz (pâdişah buyruğu) olursa…hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım.”
Ulusal bağımsızlık savaşımız genellikle, 19 Mayıs 1919 tarihinde başlatılır. Oysa Prof.Dr. Stanford J.Shaw “Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye” adlı iki ciltlik ve daha sonra yayımlanan İngilizce “From Empire to Republic” adlı 5 ciltlik eserinde, “Türk Bağımsızlık Savaşı”nın başlangıç tarihini Kasım 1918 olarak gösterir.

Mustafa Kemal’in Mondros Ateşkesi’nden hemen sonra İstanbul hükümeti ile tartışma açması, Mondros Ateşkesi’nin koşullarına karşı çıkması, İskenderun limanına çıkacak olan İngiliz güçlerine engel olmak için silahla karşılık verilmesini emretmesi ve sonunda Ali Fuat Paşa ile görüşüp, ileriye dönük direniş örgütü kuruluşunun ilk önlemleri alması, “Türk Bağımsızlık Savaşı”nın tohumlarının atıldığını gösteriyordu.
"Ben her ne durum ve konumda bulunursam bulunayım doğru olduğuna inandığım ve gerekenlere söylemeyi ve ulaştırmayı memleketin esenliği gereği kabul ettiğim görüşlerime uymaktan kendimi alıkoyma gücünde değilim."
Mustafa Kemal Atatürk
“İngilizlerin, Mustafa Kemal’i tutuklayıp, Malta adasına götürecekleri duyulunca, onun arkadaşlarından birisi Kont Sforza’ya gelir ve herhangi bir tehlike durumunda Mustafa Kemal’in İtalya Büyükelçiliği’ne sığınıp sığınamayacağını sorar.

Kont Sforza’nın cevabı ‘memnuniyetle evet’tir. Böylesi bir durumda bir skandalla karşılaşmamak için İngilizler Mustafa Kemal’i tutuklatmaktan vazgeçerler.

İtalyanlar aslında Ege bölgesini kendileri istiyordu. Yunanlılara zorluk çıkarılması için de bir taşeron arıyorlardı. Mustafa Kemal gibi karakteri bağımsızlık olan bir lider de böylesi bir taşeronluğu kabul edemezdi.
Çanakkale’de yenilerek yüz geri edilen bu donanma işte şimdi, hiçbir engelle karşılaşmadan İstanbul’a gelip demirlemişti.
Düşman gemileri arasından boynu bükük geçen 37 yaşındaki genç Mustafa Kemal’in ruhunda yaşadığı fırtınalar…
İşte, boynu bükük Mustafa Kemal’in bu acı tablo karşısında dışavuran duygularını yansıtan üç kelime… Geldikleri gibi giderler!
480 syf.
·8 günde·7/10
Mustafa Kemal'in Kasım 1918'de geldiği işgal altındaki İstanbul'da, Mayıs 1919'da Samsun'a çıkana kadarki yaptıklarını, siyasi çalışmalarını, propaganda faaliyetlerini anlatan belki de piyasadaki tek kitap.

İstiklâl Savaşı'nın "hazırlık çalışması" olan bu 6 ay'ı incelemeden sonuca nasıl ulaşıldığı konusu eksik kalacaktır.
480 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Henüz kitabın üçte birini okumama rağmen, kurtuluş destanımızın belkide en özel safhası olan ve her şeyin başlangıcı, planlanma bölümü olan 19 mayıs öncesine ışık tutan bu çok özel eseri biran önce yorumlamak ve 1000 KİTAP okurlarına tavsiye etmek istedim.
Birinci dünya savaşından yenik çıkmış, imzaladığı Mondros ateşkes antlaşması ile işgal ülkelerine yurdun her sathını altın tepside sunmuş bir İmparatorluğun; İşgali, boyunduruğu, mandayı, himayeyi asla kabul etmeyen, bu uğurda ölümü göze almış evlatlarının, beş yıl süreyle işgal altında kalacak İstanbul'da ki "altı ayını" anlatan, titiz bir çalışmayla bu sürece dair onlarca kaynaktan yararlanarak hazırlanmış muhteşem bir çalışma.
480 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Kurtuluş’un; Samsun’a atılan ilk adımla değil, çok daha öncesinde başladığını, 19 mayıs öncesi son altı ayın her şeyin başlangıcı olduğunu anlatıyor.

“Mevzubahis olan vatan ise, gerisi teferruattır…” şiarıyla hareket eden Mustafa Kemal’in sadece altı ay gibi kısa bir süredeki insan üstü gayretlerini anlatıyor.

Bu gayretleri teoride “kalasacılar” ve pratiğe dökülenler olarak özetlersek ( Teori ve pratik deyip de; Bahadır Boysal’a ve 90’ların sonundaki Leman’ı na da “L-Manyak” ına da selam vermeden geçmek abesle iştigal olur.)

Teoride kalasacılar: Saraya damat olmak, Savaş bakanı olmak, Sadrazamı kaçırmak, Darbe yapmak , Padişahı da alıp Anadolu’ya geçip bir direniş başlatmak ( şaşırdın mı ? Şaşırdınnnnn!!!) ve son olarak sıfatsız ve unvansız olarak Anadolu’ya geçmek.

Pratiğe Dökebildikleri: Lobicilik faaliyetleri ( denediği taktikler ders verircesine adeta. Gerçi çoğunda başarısız olsa da en sonuncu da hedefi 12 den vuruyor.), kitap yazıyor, gazete çıkarıyor ( hatta asparagas haber bile yapıyor, korkma! Niyet iyi…),ticarete atılıyor ( çok kötü kazıklanıyor) , En sonunda çok geniş yetkilerle Anadolu’ya geçiyor…

Herkes ama onun dışında aklına gelebilecek herkes diyorum, onu; Kabe’ye gitmeye çalışan topal karınca gibi görüp “yapamazsın, gidemesem de yolunda ölürüm falan mı demek istiyorsun” dediklerinde, “ Ölüm, ölüm dediğin nedir gülüm, ben vatan için yaşamayı göze almışım diyor… ( Polat Alemdar’a otur yerine lenn velet dercesine…)

Tüm hayatı boyunca yaşadığı zorluklar zaten herkesin malumu, ama şu bahsi geçen altı ayda yaşadıklarına bile dayanmak her babayiğidin harcı değil.
Tek kanal zamanında “Macgyver” (http://www.imdb.com/...559/?ref_=ttep_ep_tt) diye bir dizi vardı. Bir Cahit Sıtkı organizasyonuyla tanıdığımız “ Dante” gibi, ömür yolunun ortasındayız diyenler , yani linkteki depresyona giren “erkişiniyetinesiciler” (https://www.youtube.com/watch?v=TDtW44Nrgyo) hatırlarlar.

Dizide adam pipetten bomba yapıyordu ve hiçbirimizde “hadi lenn” demiyorduk. Böylesine imkansız bir şeye “gavur yapıyor abi” gibi bilimsel bir açıklama yapıyor ve inanıyorduk. Bu kitapta bahsi geçen konularda da imkansızlık derecesi aynı ama tek fark gerçek hayat olması.

Bir plan yapıyor, gerçekleşmesini istediği olmuyor. Sonra elinde kalan malzemelere bakıyor, başka bir plan yapıyor. O da olmuyor, elde kalanlara bakıyor, bir plan daha yapıyor, bu da olmuyor, Bir plan daha yapıyor… En sonunda elinde malzeme olarak bir “pipet” bile kalmıyor, ama o bombayı da yapıyor…

Edilgen bir vizyon sahipliği herkeste olabilir. Burada sergilenen damarına kadar “proaktiflik”… İşte o herkeste olmaz…

Kitapta, Terakki Perver kadrosunun” başından beri hainlik peşinde koşanlar” değil de en azından “ yanılanlar” olarak gösterilmesi objektiflik açısından kitaba artı puan kazandırıyor.

Kitabın yazım şeklinden bahsetmek gerekirse;

Dil abartılı şekilde sade. “Kendi söyler kendi dinler” Atatürkçü yazarlara inat sanki diğer kesimden daha umudunu kesmemiş ve “AB” grubu reytingi zaten cepte benim derdim “TOTAL” ile diyor...

Öyle yerlerle karşılaşıyorsunuz ki; İyi niyetli bir öğretmen gibi “ Aramızda anlamadığı halde bunu söylemeye cesaret edemeyenler var, bu yüzden bu konuyu tekrar anlatıyorum” edasıyla bazı bilgilerin tekrar, tekrar, tekrar ve tekrar üstünden geçiyor.

Hele, iyi niyetinden dolayı yanağından makas alınasıca, yazarın “son söz” diye adlandırdığı ama yalan söylediği , aslında “450 sayfayı okumuş ama ne olur olmaz belki yine de "anlamamayı" başarmıştır. Ben ona bir hızlandırılmış KPSS kursu gibi kitabın tüm özetini bir daha geçeyim" deyip önemli yeleri tekrar, tekrar, tekrar ve de tekrar anlatması efsane olmuş. ( Son söz derken, Oğlumun adı “ Kaan” diyor ama aslında soy adını saklıyor “ Yakuphanoğullarından ” o şekil düşün yani…)

Bir diğer konu, kitabın sayfalarında çok fazla ara başlık var. Tam akıcı bir şekilde konu giderken yoldaki hız tümsekleri misali hızınızı kesen bir ara başlık karşınıza çıkıyor.

Normalde, “okumak” eyleminde bulunduğunuzda; hafriyat kamyonu görevini yapması gereken dipnotlar bile okumaya lezzet katarken bu ara başlıkların yaptığı tam anlamıyla abesle iştigal. ( Yaz sıcağında trafik nasıl bunalttıysa artık art arda aynı konu ile ilgili benzetmeler geliyor… )

Yazar, hemen alt paragrafta anlatacağı bir konu için bile - aman dikkat bunu tüm kitap boyunca yapıyor - “şimdi şu konuya geçelim” tarzı didaktiklik hissi veren iğreti sunuş cümleleri kuruyor. ( Bu paragraflarda aklıma hep Cem Yılmaz’ın esprisi geldi: Şimdi karşınızda dansöz “Işın Kılıcı”… )

Sözün özü; son altı ayı detaylı inceleyen çok fazla kitap olmadığından, okunması gerekli bir eser diyebilirim.

( Tanımlamadan, yani kendini sınırlamadan, sonu “çü,ist” gibi eklerle biten sıfatlara takılmadan, yeri geldiğinde onu eleştirmekten de çekinmeyen ama serbest stilde ve amatörce “Atamı” çok sevenlere selam olsun… )

(https://www.youtube.com/watch?v=7jxuiDKBxg4)
482 syf.
·Beğendi·10/10
Güzel kitaptır.Milli Mücadele'de Batı Anadolu'da Yunanlılara karşı oluşturulan ilk sivil direnişten,İlkkurşun Savaşı'ndan bahseder.Kendisi aynı zamanda memleketlimdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alev Coşkun
Tam adı:
Mehmet Alev Coşkun
Unvan:
Türk Siyasetçi, Yazar
Doğum:
Ödemiş, İzmir, 1 Aralık 1935
Alev Coşkun 16.Mart.1936 (nüfus kağıdında doğum tarihi 1.Aralık.1935’tir.) yılında Ödemiş’in eski mahallesi, Emmioğlu mahallesi, Emmioğlu sokak’ta doğdu. Bu sokakta doğduğu ev halen İnönü ilkokulunun tam karşısındadır.

Ailesi köklü bir aile olan, Ekmekçi Hacı Abdullah sülalesi ile Kenanlar sülalesine dayanır.

Babası Emin Adnan Coşkun, Milli Mücadelede Yunan askeri güçlerinin Ödemiş’i işgal etmeleri nedeniyle ancak ilkokulu okuyabilmiştir. Terzilik öğrenmiş ve Ödemiş’te Terzi Emin adıyla tanınmış daha sonra, tütün tarımı ve ticareti ile uğraşmıştır. Babası Atatürkçü ve gerçek bir Kuvayı Milliyeciydi.

Annesi Emine Sacide (Nacide) Balkan Savaşı sırasında Rumeli’den (Pirlepe) göç eden Ali Çavuş’un kızıdır. Coşkun, annesini iki yaşında iken kaybetti, kendisini babaannesi Zehra hanım büyüttü.

Alev Coşkun öğrenimine, Ödemiş’te Cumhuriyet ilkokulunda başladı ve İnönü İlkokulunda bitirdi. 1948 yılında Ödemiş ortaokuluna başladı. İkinci sınıfta, Buca Ortaokuluna yatılı olarak geçiş yaptı. Buca ortaokulundaki eğitiminden sonra İzmir Atatürk Lisesi’ne yatılı olarak kaydı yapıldı. Liseyi 4 yıl okuyan Alev Coşkun 1955 yılında Atatürk Lisesinden diplomasını aldı.

Alev Coşkun İzmir Atatürk Lisesi yıllarında sosyal yönden çok hareketliydi. Bütün öğrencilerin katıldığı seçimle yapılan İzmir Atatürk Lisesi Öğrenci Başkanlığını, Lise III. de iken kazandı ve Lise IV. de sürdürdü.

Ayrıca o yıllarda İzmir’de kurulan Liseler Arası Kültür Faaliyetleri Başkanlığına da yine bütün liselerden seçilen öğrenci Başkanlarının oyu ile seçildi. O sırada İzmir’deki en önemli liseler, Atatürk Lisesi, İnönü Lisesi, Kız Lisesi, Karşıyaka Lisesi, Amerikan Kolejiydi.

O yıllarda (1950-1955) İzmir’de henüz Üniversite yoktu, sadece İzmir İktisadi Ticari İlimler Akademisi vardı.

Tüm liselerin katılımıyla yapılan kültür ve şiir günlerinde genç Alev Coşkun ön safta yer alıyordu.

Alev Coşkun İzmir Atatürk Lisesini 1955 yılında bitirince, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı, ve 1960 yılında bu fakülteyi bitirerek diplomasını aldı.
Alev Coşkun’u fakülte yıllarında özellikle 1957 seçimlerinden sonra çok aktif olarak öğrenci hareketlerinin içinde görüyoruz. 1957 seçimlerinde Ödemiş ve İzmir’de yerel seçim çalışmalarına katıldı.

1958 yılında, Fakültede okurken CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Bürosunda çalışmaya başladı. Aynı yılın sonunda CHP İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanlığına seçildi.

1960 öncesi öğrenci hareketleri içinde özellikle, 28.Nisan olaylarında aktif olarak yer aldı.

D.P.’nin son yıllarında TBMM’de kurulan Tahkikat Komisyonu tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılınca, İstanbul’dan gizlice ayrılarak doğrudan Ödemiş’e geldi. Bu dönemde yakalanmamak için Ödemiş’te Bozdağ ve Beydağ’larda dağ köylerinde gizlendi. Doğaldır ki, dağ köylerinde onu bulabilmek söz konusu olamazdı.
27.Mayıs.1960 Devriminden sonra tekrar İstanbul’a döndü ve CHP İl Gençlik Kolu Başkanlığı görevini sürdürdü.

Kurucu Meclis’e Seçilişi
1961 Anayasasını yapmak için oluşturulacak olan Kurucu Meclis seçimleri 1960 Aralık ayında yapıldı. Alev Coşkun parti içinde yapılan seçimlerde, CHP Gençlik Kollarını temsilen Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Kurucu Meclis oluşumunu sağlayan yasaya göre Kurucu Meclis’e seçilme yaşı 25 idi, ve Alev Coşkun 25 yaşında Kurucu Meclis’in seçimle gelen en genç üyesi unvanını kazandı.

1961 Anayasasını hazırlamakla görevlendirilen Kurucu Meclis 6.Ocak.1961 tarihinde açıldı, üyelerin yemin töreninden sonra yapılan Meclis Başkanlık Divanı seçimlerinde Alev Coşkun Kurucu Meclis Başkanlık Divanı Katip üyeliğine seçildi.

Kurucu Meclis Ekim 1961 tarihine kadar sürdü. Bu sırada Mecliste oluşturulan Gençlik Komisyonunda görev aldı. Kredi ve Yurtlar Kurumu Yasasının oluşmasına katkıda bulundu ve Meclis müzakerelerinde bu yasanın sözcülüğünü yaptı.

Kurucu Meclis’ten sonra, Eylül 1962’ye kadar, Alev Coşkun bir yandan Avukatlık stajını tamamladı, öte yandan da George Town Üniversitesinin Ankara’daki İngilizce okuluna devam etti. Temmuz 1962’de Ankaralı bir ailenin kızı olan Nur Gücüyener ile evlendi.

Eylül 1962 de 2 yıllık askerlik görevini yapmak üzere Yedek Subay okuluna gitti, 6 aylık dönemden sonra Askerliğini MSB’lığı Kanunlar ve Kararlar Dairesi’nde yedek subay teğmen olarak tamamladı. Bu zaman sürecinde de İngilizce çalışmalarını sürdürdü. Birleşmiş Milletlere bağlı Institute of International Education adlı kuruluştan bir burs kazanarak Eylül 1964’de Amerika’ya gitti.

ABD’de, Southeren Illinois University, Carbondale, Illinois’te ileri İngilizce kurslarına katıldı. Mart 1965’de Ohio State University’de Siyaset Bilimi lisans üstü eğitimine başladı. Aynı yılın yaz aylarında New York kentinde Fordam University yaz kurslarına devam etti. 1965 Eylül ayında New York University (NYU) de Graduate School of Public Administration okulunda Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında eğitimini yoğun olarak sürdürmeye başladı ve 1967 yılında Kamu Yönetimi Master Derecesi (MPA) aldı. Master Tezi: “Control over Administration and The Council of State in Turkey” (İdarenin Kontrolü ve Türkiye’de Danıştay) adını taşımaktadır.

1967’den sonra T.C. MEB Bursunu kazanarak Doktora çalışmalarına yine ABD’de devam etti. 1969 yılında New York Üniversitesinde tüm doktora imtihanlarını üstün başarı ile vererek doktora tezini yazmaya hak kazandı.

Bu arada New York’ta kurulan Türk Öğrenci Derneği Başkanlığına seçildi. Bu kuruluşun 1966-1969 yılları arasında başkanlığını yaptı ve New York’ta Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonun da (The Federation of Turkish – American Associations) kuruculuğunu yaptı.

Doktora tezini yazarken 1969-1972 yılları arasında üç akademik yıl ABD’de College of New Rochelle, New York’ta Siyaset Bilimi üzerinde ders vermek üzere öğretim üyesi olarak kabul edildi. Bu kolejde, siyaset bilimi, Amerikan siyaset sistemi, Ortadoğu’da politika adlı dersleri verdi.

1972 yılı ilkbaharında, N.Y.U. da Kamu Yönetimi üzerine doktorasını tamamladı, doktora tezini savundu ve doktora diplomasını aldı. (DPA)

Doktora Tezi: “Administrative Systems and Management, Performance of Selected Public Enterprises-Comparative Analysis: TVA-U.S.A.; Renault-France; I.R.I.Italy; Sümerbank-Turkey”. adını taşımaktadır. (Seçilmiş Kamu İktisadi Teşebbüslerinin idari Sistemleri ve Yönetim performansları – Mukayeseli Analiz- ABD:TVA, Fransa: Renault, İtalya: IRI, Türkiye: Sümerbank)

1972 yılının Sonbaharında Türkiye’ye döndü ve Hacettepe Üniversitesi – Ekonomi bölümüne öğretim üyesi olarak atandı.

Eylül 1972- Haziran 1973 döneminde Bülent Ecevit’in yayınladığı Özgür İnsan adlı dergide inceleme yazıları yazdı.

1973 yılı Mayıs ayında, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit tarafından 1973 seçimlerini yönetmek için CHP İzmir İl Başkanlığına getirildi. Alev Coşkun eski deneyimleri ve ABD’de edindiği bilgi ve gözlemlerle İzmir’de çok başarılı bir seçim kampanyası yönetti.

Ekim 1973 seçim sonuçlarına göre 1950 yılından beri, 1973 seçimlerinde ilk kez CHP İzmir’de birinci parti konumuna yükseldi. İzmir’den CHP 9, A.P. 8 ve D.P. 1 milletvekili çıkardı ve Alev Coşkun 37 yaşında İzmir Milletvekili olarak TBMM’ne girdi. İl Başkanlığı yerel seçimleri yönetmesi için uzatıldı. İzmir’de CHP’nin Belediye Başkanlığını kazandığı (İhsan Alyanak’ın seçilmesi) seçimleri yönetti.

1974 yılında yapılan CHP Kurultayında Alev Coşkun CHP Parti Meclisine seçildi, Parti Meclisinin yaptığı seçimler sonucunda CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi oldu. Ayrıca partinin genel basın sözcülüğüne seçildi.

1976 yılında yapılan CHP Tüzük Kurultayında CHP’nin “Demokratik Sol” parti programı kabul edildi.

Bu programın bütün Türkiye’deki Bölge toplantılarından sonra CHP ve Demokratik Sol adlı kitabını yayınlandı. Bu programın ayrıntılı bir biçimde yorumunun yapıldığı kitap, artık bir klasik kitaptır.

1977 yılında yapılan erken genel seçimlere giren Alev Coşkun, ön seçimle CHP İzmir Listesinin 3.sırasına geldi ve yeniden İzmir Milletvekili seçildi.

6 Ocak 1978 yılında kurulan Ecevit hükümetinde Turizm ve Tanıtma Bakanlığına getirildi, Bakanlığı, Ekim 1979 tarihine kadar sürdü. Alev Coşkun’un bakanlığı sırasında Çanakkale’den Adana’ya kadar bütün kıyı şeridinin Master planı tamamlandı ve bu plan onaylandı. Eğer bugün kıyılarımızda bir Turizm düzeni varsa, bunun onaylanan bu plan sayesinde başarılı olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.

Alev Coşkun’un Turizm Bakanlığı döneminde, Güney Antalya Organize Turizm Projesi başlatıldı. Dünya Bankasından alınan kredi ile başlatılan bu proje ile Türkiye’nin yatak sayısı ikiye katlanmış oldu.

12.Eylül.1980 darbesinden sonra, Alev Coşkun yasaklı bir siyasi kişilik olarak kendisini yeniden yoğun okuma ve yazmaya verdi. 1981-1988 arası hukuk danışmanlığı yaparak, ailesini ve iki kızını yaşatmak ve okutmak yoluna gitti. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Turizm Bölümünde Yönetim Bilimi dersleri verdi.


1989’da yapılan yerel seçimlerde CHP İstanbul Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Nurettin Sözen’in seçim kampanyasını yönetti. Sözen’in başkanlığı kazanmasından sonra, o sırada CHP Genel olan Erdal İnönü’nün isteği ile İstanbul Belediyesi Genel Sekreterliğine atandı.
Nisan 1989 – Nisan 1991 arasında iki yıl süren bu görevinden Alev Coşkun kendi isteği ile istifa ederek ayrıldı.
1991 Ekiminde yapılan genel seçimlerde İzmir 4. Bölgeden aday oldu ve ön seçim sonucu liste ikincisi oldu. Seçim sonucunda, 22 eksik tercih oyu nedeniyle seçimi kazanamadı.
1992 yılı Nisan ayında, İlhan Selçuk’un daveti üzerine Cumhuriyet gazetesini yayınlayan Cumhuriyet Yayıncılık A.Ş.’nin Yönetim Kuruluna seçildi. Çok kısa bir süre sonra Yönetim Kurulu Başkanlığına getirildi.
Cumhuriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı olarak, gazetenin Başyazarı İlhan Selçuk’la çok yakın olarak çalıştı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı 2006 yılına kadar kesintisiz 14 yıl sürdü. Aynı tarihte Cumhuriyet gazetesinin imtiyaz sahibi olan Cumhuriyet Vakfının Başkan Vekilliğine getirildi. Bu görevi halen devam etmektedir.
1992-2002 yılları arasında ayrıca Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde ve İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılapları Enstitüsünde öğretim üyesi olarak Türkiye’nin Siyasal Gelişim Tarihi dersini verdi:
1996 yılında belgelere dayalı olarak yayınladığı, Kuvayı Milliye hareketinin başlangıcını anlatan Ege’de Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu kitabı çok büyük etki yarattı.
Alev Coşkun’un iki kızı ve iki kız torunu vardır.
Alev Coşkun Cumhuriyet gazetesi’nde ve önemli dergilerde güncel, siyasal yazılar yazmaktadır.

Alev Coşkun’un yayınlanmış kitapları, tarih sırasına göre aşağıda çıkarılmıştır:
1. CHP ve Demokratik Sol, Tekin Yayınları, 1978.
2. Birleşmiş Milletlerde Çin, (Kendi Yayını) 1979.
3. Demokrasinin ve Basın Özgürlüğünün Temel İlkeleri, (Kendi Yayını) 1988.
4. Kuvayı Milliye’nin Kuruluşu, Cumhuriyet Kitapları (6.Baskı) 1996
5. Sepetteki Laleler-Siyasal ve Toplumsal Yazılar, Cumhuriyet Kitapları, 1997
6. Tarihi Unutmamak-Günceli Yakalamak, Cumhuriyet Kitapları, (3.Baskı) 2006
7. Hasan Ali Yücel-Aydınlanma Devrimcisi, Cumhuriyet Kitapları (3.Baskı) 2007
8. Samsundan Önce Bilinmeyen 6 Ay, Cumhuriyet Kitapları (20. Baskı) 2008
9. Yeni Mandacılar, Cumhuriyet Kitapları (3.Baskı) 2009
10. Anayasayla Sivil Darbe, Cumhuriyet Kitapları, 2010
11. Liberal Ekonominin Çöküşü- Küresel Kriz, (2. Baskı) Cumhuriyet Kitapları, 2011
12. Ödemiş’ten Zirveye Tırmananlar – Beş Öncünün Öyküsü (1860-1960), (2.Baskı), Ödemiş Belediyesi Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi Yayını, 2012
13. Özgürlük Mücadelesi Tarihimiz – Devrimin İlk Karşıtları (2.Baskı), Cumhuriyet Kitapları, 2012
14. Sosyal & Psikoloji Dalının Kurucusu - Dünya Ölçeğinde Bir Bilim İnsanı - Ödemişli Muzaffer Şerif (Başoğlu), 2013

Alev Coşkun, etkin bir yazar, yakın siyasi tarih uzmanı olarak D.P. dönemi hakkında bir kitap üzerinde çalışmaktadır. Ayrıca Atatürk hakkında bir araştırma yapmaktadır.
İzmir’in yetiştirdiği bir siyaset adamı, düşünür ve yazar olarak, Alev Coşkun’un kitapları İzmir Atatürk Lisesi Müzesinde ve ayrıca Ödemiş Belediyesi Yıldız Kent Arşivi Müzesinde yer almaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 53 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 52 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.